“Tecavüz, erkek-kadın ilişkilerinin tüm yönlerinin altında yatan tarihsel bir durumdur. Şehvetten değil, şiddetten ve güçten kaynaklanan bir suçtur.”

Tecavüz kavramını tarihsel olarak yeniden ele alıp tecavüzü kadına yönelik ciddi bir toplumsal şiddet olarak tanımlayan Susan Brownmiller, 15 Şubat 1935’te Susan Warhaftig adıyla doğdu. Brooklyn, New York’ta tek çocuk olarak büyüdü. Babası Samuel, Polonya’dan Amerika’ya göç etmişti. Brownmiller’ın babası kızının koleje gitmesini istemedi, Susan Warhaftig bursla Cornell Üniversitesi’ne gitti. İki yıllık bir çalışmadan sonra üniversiteyi bırakarak Brownmiller adını aldı, gazetecilik kariyerine devam etti ve Newsweek, Village Voice ve ABC-TV’de çalışmaya başladı.

1963 yılında, Betty Friedan’ın ufuk açan metni The Feminine Mystique yayımlandı. Türkçeye “Kadınlığın Gizemi” olarak çevrilen kitap orta sınıf Amerikan kadınlarının rüyasının aslında bir kabus olduğunu ortaya koyuyordu. Brownmiller, Friedan’ın kitabında kendi düşünce ve kaygılarının yer aldığını gördü ve etkilendi.

1967 sonbaharında küçük bir kadın grubu, Aşağı Doğu Yakası’ndaki küçük dairelerde düzenli olarak toplanmaya başladı. O zamanlar, Vietnam Savaşı’na karşı direniş artıyordu. Çoğunlukla 20’li yaşlarındaki kadınların grupları “New York Radikal Kadınları”, birkaç yıl içinde dağılsa da, gelişen kadın hareketine ve birçok değerli feministin ortaya çıkmasına katkılarda bulundu.

Brownmiller 1968’den itibaren serbest yazar olarak çalıştı ve Vietnam savaşı protestolarına katıldı. 1968’de New York’ta radikal feministlerin bilinç yükseltme toplantılarında kadınların kürtaj ve doğum deneyimlerini dinledi. 1970’li yıllarda ise tecavüzün feminist bir mesele olduğu yazıldı. Bunun üzerine bilinç yükseltme toplantılarında kadınlar kendi deneyimlerini yüksek sesle dile getirmeye başladılar. O dönemlerde tecavüz dile getirilmediği için ender sanılıyordu. Çünkü kadınlar başlarına geleni açıkladığında şüpheyle karşılanıyor ve suçlanıyordu. Polis ve hastaneler delil ve tanık toplamak için uygulayıcıları eğitmediğinden çok az tecavüz mağduru öne çıkabiliyordu. Ayrıca dava açılsa bile mahkemede kadının tüm geçmişi ve cinsel hayatı karşı savunma adına ortaya saçılıyordu. New York Radikal Feministleri tarafından üstlenilen bilinç yükseltme, tecavüzün çevresindeki utanç ve gizliliği kaldırma yönünde devrimci bir adımdı.

Tecavüzün önemli bir feminist sorun olduğu ve grup tarafından araştırılması gerektiğinin tartışıldığı toplantılarda ilk başta Brownmiller ikna olmadı. O zamanlar birçok insan gibi tecavüzün herhangi bir kadının denediği takdirde kesinlikle kaçınabileceği “sapkın” bir suç olduğunu düşünüyordu. Ancak diğerleri aynı fikirde değildi ve konuşmak istediler. Bir kadın, Sarah Pines sessizce otostop yaparken nasıl tecavüze uğradığını anlatmaya başladı. Çilesinin en kötü yanının karakolda olduğunu söyledi. Pines’i ve onu takip edenleri dinlerken Brownmiller, tecavüzü başka bir ışık altında görmeye başladı ve konuşma bittiğinde, grubun konuyla ilgili, araştırma makaleleri ve panel tartışmalarıyla bir konferans düzenlemesini önerdi. Ancak kadınlar konuşmaya devam etmek istiyorlardı. Konuşmalar bir kilisede yapıldı, 30 kadın katıldı ve sokak tacizinden tecavüze kadar deneyimlerini anlattılar. Bir kadın terapisti tarafından nasıl tecavüze uğradığını açıkladı; bir başkası, bir paket teslim ettiğini söyleyen birine kapısını açtıktan sonra evinde saldırıya uğradığını; bir diğeri de bir doktor tarafından taciz edilmişti.

Konferans dört ay sonra bir lise oditoryumunda gerçekleşti. Brownmiller önemli bir şeyin; erkek-kadın ilişkilerine, cinsiyete ve güç ilişkilerine bakmanın eğitiminin dışında kaldığını fark etti. Bir başka deyişle, tecavüz konusundaki fikrini değiştirdi. Onun hakkında bir kitap yazmaya karar verdi. Tarih, psikanaliz, kriminoloji alanlarında insan hukukunun ilk kurallarından modern zamanlara kadar tarih boyunca tecavüz konusunu inceledi. Çeşitli gazetelerde tecavüzün rapor edilme şekillerini bulmak için kupür topladı, edebiyat, filmler ve popüler müzikte tecavüz portrelerini analiz etti ve suç istatistiklerini değerlendirdi.

Kitap, tecavüz tarihini belgeleyen ilk kitaptı ve tecavüzün ataerkilliğin kadınlara hükmetmek ve onları kadın-erkek ilişkilerinde sürekli bir korku durumunda tutmak için kullanıldığını, şehvetten değil, şiddetten kaynaklandığını savunuyordu. Kitap, yalnızca toplumun tecavüzü algılayış şeklini biçimlendirmekle kalmayıp aynı zamanda tecavüzle ilgili yasalarda değişiklik yapılması için lobi yapan bir çalışma grubuna katkıda bulunduğu için oldukça etkili oldu. Brownmiller kitabı yazarken, ikinci dalga feminist hareketin bir parçası olarak Amerika’da tecavüz kriz merkezleri açılıyor, öz savunma sınıfları kuruluyor, tecavüzle ilgili yasalarda değişiklik yapılması için çalışmalar yapılıyor ve tecavüz mağdurları için başka destek türleri oluşturuluyordu. İrademize Karşı: Erkekler, Kadınlar ve Tecavüz adlı kitabında ayrıca bir tecavüzcünün “sapık” imajının yanlış olduğunu ve erkek-kadın romantik ilişkilerinde eş tecavüzünün şok edici bir şekilde yaygın olduğunu savundu. Brownmiller’ın bu konudaki çalışması ve konuya gittikçe artan dikkat sonucunda ilk evlilik içi tecavüz yasaları 1970’lerin sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nde kabul edildi.

Bunu takiben 1984 yılında, ideal kadın vücudu, görünüm ve davranışlarını toplum açısından analiz eden Femininity’yi yazdı. Diğer kitapları: Waverly Place, In Our Time: Memoir Of A Revolution, My City Highrise Garden, Shirley Chisholm: A Biography, Seeing Vietnam: Encounters of the Road and Heart.

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.