Akrabasının tecavüzüne uğrayan ve hamile kalan Güldünya Tören’in aile meclisi kararıyla öldürülmesi üzerine Zincirlikuyu Mezarlığı’nda, “Mezar değil sığınak istiyoruz” pankartı, döviz ve kokartlarla desteklenen bir basın açıklaması yapıldı. Feministlerin çağrısıyla 100 kadar kadının katıldığı eylemde okunan basın açıklamasından:

MEZARLIK DEĞİL SIĞINAK İSTİYORUZ!

Biz kadınlar dün söyledik, bugün de söylüyoruz, yarın da söylemeye devam edeceğiz.

BEDENİMİZ, KİMLİĞİMİZ, EMEĞİMİZ BİZİMDİR.

Ne töreniz, ne gelenekleriniz, ne de erkek egemen düzeniniz bizi sözümüzden caydıramaz.
Yıllardır erkek egemenliğine ve cinsiyetçiliğe karşı mücadelemizle, kadına yönelik şiddete karşı yasa değişikliklerinin gerçekleşmesini sağladık. Ama bugün h
âlâ en temel hakkımız olan YAŞAMA HAKKIMIZ ihlal ediliyor. Bu mezarlıklarda YAŞAMA HAKKI ELİNDEN ALINMIŞ OLAN NİCE KADIN VAR.

Adana’da Nilüfer, Diyarbakır’da Kadriye, Mardin’de Şemse, İstanbul’da Güldünya…Daha önce de bildiğimiz, bilmediğimiz niceleri… İntihara zorlanan, intihar etti denilen, kayıtlara giren, bazen de hiçbir kaydı bile olmayan kadınlar…

Güldünya’nın öyküsü de, aynı yazgıyı paylaşan diğer kadınların öykülerinden farklı değil. Aile erkeklerinin hiç duraksamadan, hiç pişmanlık duymadan kendisini öldüreceklerini bildiğinden, önce İstanbul’a kaçıyor. Ardından Emniyete başvuruyor. Umut’un güvenliği için çocuğundan ayrılıyor. Oysa Güldünya’ya o umutsuzluğunda kapılarını açabilecek bir kadın sığınağı olsaydı, bugün yaşıyor olacaktı.

Koca şiddeti nedeniyle karakola başvuran kadınları kocadır sever de döver de diyerek eve geri gönderen polis, Güldünya’nın başvurusunu da hiç dikkate almadı. Sokak ortasında vurulan Güldünya, hastanede de katillerinin saldırısına uğradı. Biz kadınlar, akla ve vicdana sığmayan bu cinayetin önlem almayan seyircileri, Emniyet görevlileri, Bakırköy Devlet Hastanesi yetkilileri hakkında ihbarda ve suç duyurusunda bulunduk. Bir kez daha soruşturmaya mahal yoktur kararını görmek istemiyoruz. Görevlerini yapmayan kamu yetkililerinin cezalandırılmasını istiyoruz.

Kadınlara yönelik her türlü şiddetin meşru görüldüğü namus cinayetinin haklı bulunduğu bir ülkede yaşıyoruz. Yıllardır yasal değişikliklerin tek başına yeterli olmayacağını , toplum ve devletin kadınlara yönelik algı ve anlayışının asıl problem olduğunu söyledik, söylemeyi sürdürüyoruz. Bu nedenle mücadelemizin temelinde erkek egemenliği olduğunu bir kez daha tekrarlıyoruz.

HEMEN ŞİMDİ;

Acilen kadına yönelik şiddetin yok edilmesi için BM kararları doğrultusunda hükümet bütçesinden yeterli pay ayrılmasını ve kadınların can güvenliği için yaşamsal önem taşıyan KADIN SIĞINAKLARININ 7500 kadın ve çocuk için bir sığınak olmak üzere açılmasını istiyoruz. KADIN SIĞINAKLARI AÇILSIN ve YÖNETİMLERİ KADINLARA BIRAKILSIN.

Namus gerekçesinin bu nedenle işlenen cinayetlerde, aynen kan davalarında olduğu gibi AĞIRLAŞTIRICI NEDEN sayılmasını, hiçbir indirime yer verilmemesini, TCK Tasarısının önerdiğimiz tüm değişiklikleri içerecek şekilde bir an önce yasalaşmasını istiyoruz. Tecavüzcülerle evlenmeyeceğiz! Kadın kız diye ayrımlara tabi tutulmayacağız! ‘Bekaretimiz’, ‘iffetimiz’ sizden sorulmayacak.

YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI!

FEMİNİST KADINLAR

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.