5 Mayıs 1789’da, 1155 üyeli ve yarısı burjuva sınıfını temsil eden Kral Meclisi’nin “halk” kanadı “halk adına” yetkili sayıp kendini “Millet Meclisi” ilan etti. Kral, 19 Haziran 1789’da meclisi kapattığını ilan etti. Millet Meclisi’nin 578 halk vekili bir gün sonra “Jeu de Paume” salonunda toplanarak anayasayı tamamlayıncaya kadar şartlar ne olursa olsun çalışma ve dağılmama kararı verdi. Kral, halk vekillerinin kurumunu meclis kabul ederek meclis dışında kalan bir bölüm rahibi ve asilleri bu meclise katılmaya çağırdı (27 Haziran 1789).

9 Temmuz’da meclisin adı ‘Kurucu Meclis’ olarak belirlendi. Kurucu Meclis bileşenleri arasında yapılacak reformlar için uzlaşma sağlanamıyor, siyasi gerilimler sürüyordu.

14 Temmuz’da halk ayaklandı. “Liberté, Egalité, Fraternité (Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik)” sloganıyla anılan Bastille hapishane baskını gerçekleştirildi. Bastille baskınından kısa süre sonra 4 Ağustos’ta Anayasa Meclisi feodalizmi kaldırdı. 26 Ağustos’ta Fransız Devrimi’nin temelini oluşturan İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi yayınlandı. Ancak Kral Louis XVI, Millet Meclisi tarafından kabul edilen 4 Ağustos tarihli nüshaları ve 26 Ağustos tarihli nihai haklar belgesini imzalamadı.

Siyasi gerilimler sürerken kötü hasat nedeniyle tahıl tedarikleri de azalmış ve ekmek fiyatları tırmanmıştı. 5 Ekim 1789 sabahı binlerce pazarcı, zanaatçı ve çamaşırcı kadın protesto için meydanda toplandı. Ardından hem ‘ekmek’ hem de “Kral ve Kurucu Meclis’in sarayı terk ederek Paris’te oturması” için Kral 16. Louis’in sarayının olduğu Versailles’ya yürüdüler.

Şehre yürüyen kadınlara altı saatlik yürüyüş sırasında başka kadınlar ve bazı erkekler de katıldı. Böylece sayıları iki katına çıktı. 6 Ekim’de kalabalığın sayısı 8000’e ulaşmıştı. Meclis işgal edildi ve Mounier liderliğindeki bir kadın heyeti kralla görüştü. Bunun üzerine kral, halka ekmek dağıtmayı ve de halka daha yakın olmak için kraliyet ailesini Paris’e taşımayı kabul etti ve bir daha Versailles’a geri dönmedi. Bu ayaklanmadan üç yıl sonra cumhuriyet ilan edilerek kral ve kraliçe giyotinle idam edildi.

Fransa’da kadınlar bütün isyan hareketlerinde yer aldılar. Örneğin Bastille baskınına katılanların üçte birinin kadın olduğu tahmin ediliyor. Versailles yürüyüşü ise kadınların başlattığı, planladığı ve direnişçilerin tamamına yakınını kadınların oluşturduğu bir ayaklanma. Dolayısıyla tarihe “Kadınların Yürüyüşü” olarak geçiyor.

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here