Suriye’de iç savaşın ardından Alevilere dönük katliam ve sistematik şiddet, özellikle kadınlar üzerinden derinleştirildi. Erkek egemenliğini devlet aklına dönüştüren, kadınlara dünyayı dar etmeye yeminli bölgesel bir dalga var ve sınır tanımıyor.

Kadınlar Türkiye – Suriye sınırı boyunca yaptıkları yürüyüş eyleminde sınır tellerine taleplerini yazdılar. Nusaybin, Mardin. Ekim 2009. Fotoğraf: Serra Akcan

Suriye’de Alevilere yönelik katliamların yıl dönümündeyiz. Bu topraklarda yıllardır süren savaş, kadınların bedeninde devam ediyor. Kadın bedeni toplumsal düzenin kurulup bozulduğu, iktidarın kendini yeniden ürettiği bir alan olarak görülüyor. Bu yüzden kadınlara yönelen her saldırı, tekil bir şiddet eylemi değil, bütün bir topluluğa yöneltilmiş mesaj niteliğinde. Alevi kadınlara yönelik saldırılar bu şiddetin en çıplak ve en yıkıcı biçimlerinden biri.

Savaşın ardından Alevilere dönük katliam ve sistematik şiddet, özellikle kadınlar üzerinden derinleştirildi. Kaçırmalar, tehditler, kamusal alandan silme girişimleri; bir topluluğu sindirmeye, yerinden etmeye ve görünmez kılmaya dönük bilinçli bir politikanın parçaları olarak devreye sokuldu. Alevi kimliği hedef haline getirildi; saldırılar katliam boyutuna vardı. Alevi kadınların kaçırılması ve hedef gösterilmesi, sivillerin infaz edilmesi ve yağmalama hareketleri insan hakları raporlarına yansıdı, ama uluslararası kamuoyunda Alevilerin sesi yeterince yankı bulmadı.

Suriye’de bu saldırıları gerçekleştiren aktörler, bugün takım elbiseyle, kravatla, diplomatik pozlarla karşımıza çıkıyor. Oysa kendisine benzemeyeni tehdit olarak gören; farklı inançları, mezhepleri ve kimlikleri düşmanlaştıran; kadınları kontrol edilmesi gereken varlıklar olarak kodlayan; El Kaide çizgisinde, IŞİD artıklarıyla iç içe geçmiş siyasal-askeri akıl hâlâ yerinde duruyor. Kravat takmak sadece ambalajı değiştirdi.

Ezidi kadınların yaşadıkları hâlâ hafızamızda. IŞİD’in kadınları köle pazarlarında zincirleyip üzerlerine fiyat yazarak sattığı görüntüler; kaçırılan, tecavüze uğrayan, zorla evlendirilen, örtünmeye zorlanan, bedenleri savaş ganimeti sayılan kadınlar… Bugün Alevi kadınlara yapılanlar bu ideolojik sürekliliğin parçası. Colani ve ekibinin daha önce kontrol ettiği bölgelerde kurduğu; kadınların kamusal görünürlüğüne müdahale eden, kıyafet kısıtlamaları dayatan, karma yaşam alanlarını sınırlayan; hukukun eşit uygulanmadığı ve farklı inançlara yönelik ayrımcılığın kurumsallaştığı yerel yönetim pratikleri yalnızca kravat taktı.

İran’da kadınların saç teli üzerinden devlet şiddetine maruz bırakılması, Afganistan’da Taliban’ın kadınların çalışmasını, okumasını ve tek başına sokağa çıkmasını yasaklayarak onları neredeyse hukuken yok sayan bir kölelik düzeni kurması; Suriye’de radikal cihatçı grupların dayattığı yaşam biçimi… Haritalardaki yerleri farklı olsa da kadın bedenini denetleyerek toplumu yeniden dizayn etme arzusu ortak. Alevi kadınların kaçırılması ve kadın bedeninin saldırı alanı olarak seçilmesi, IŞİD pratiğinin devamıdır. Erkek egemenliğini devlet aklına dönüştüren, kadınlara dünyayı dar etmeye yeminli bölgesel bir dalga var ve sınır tanımıyor.

IŞİD’in Türkiye’de gerçekleştirdiği Suruç, Ankara Garı, Sultanahmet ve Reina saldırıları yüzlerce insanın hayatını aldı. Cihatçı ideolojinin ne anlama geldiğini yaşadığımız acı deneyimlerden biliyoruz. Bugün Suriye’de “ılımlı” görüntüyle dolaşıma sokulan yapılar, bu saldırıları gerçekleştiren zihniyetten kopmuş değil. Türkiye’de yükselen ırkçı, mezhepçi dil, kadın düşmanı politikalar ve lubunyalara dönük açık hedef göstermeler de bu bölgesel iklimden bağımsız değil.

Bugün Suriye’de “normalleşme” diye sunulan şey, radikal yapıları yönetilebilir aktörlere dönüştürme çabasından ibaret. Dün terörist denilen yapıların bugün diplomatik temaslara konu edilmesi, kadınlara, Alevilere ve farklı kimliklere yönelen tehdidi ortadan kaldırmadı. Gerçek bir barış, cihatçı aktörlerle kurulan dengelerle değil, Suriye halklarının eşit ve güvenli yaşam hakkını önceleyen bir yaklaşımla mümkündür.

Erkeklik üzerine kurulan silahlı cihatçı örgütlenmelerde, “fetih”, “intikam”, “ganimet”, “şeref”, “namus”, “temizlik”, “diz çöktürme” ve “hakimiyet” gibi kavramlar kadın bedeni üzerinden somutlaştırılır. Bu nedenle Alevi kadınların kaçırılması ve maruz bırakıldıkları şiddet, yalnızca bireysel bir saldırı değil; tüm topluluğa korku ve itaat dayatan, toplumun direncini kırmayı hedefleyen bilinçli bir politikadır.

“Normalleşme” söylemi bölgedeki kadınların güvenliğini sağlamıyor. Kadınların kamusal alandan çekilmek zorunda kalması ve sürekli tehdit altında yaşaması bu zihniyetin doğal sonucudur. Alevilere, Ezidilere, Kürtlere, Dürzilere, Hristiyanlara, kadınlara ve lubunyalara yönelen tehditler; farklı olanın bastırıldığı, kadın bedeninin denetlenmesi üzerinden kurulan bir düzen tahayyülüne işaret eder. Bu tahayyül “normalleşme” yaratmaz, barış üretmez; farklılığı ve barışı tehdit olarak görür.

Emperyalistlerin ve işbirlikçi bölgesel aktörlerin sınır tanımayan saldırı ve söylemlerine karşı bu cihatçı zihniyetin ve onu ”yönetilebilir” bulan politik aklın adını koymak, farklılıklara yaşam hakkı tanımayan karanlığı teşhir etmek zorundayız. Alevilere, kadınlara yönelen tehdit ve şiddeti görünür kılmalıyız. Alevi kadınların sesine kulak vermek, onların yalnız olmadığını göstermek ve kamuoyu oluşturmak; bu şiddetin normalleşmesine izin vermemek feminist bir sorumluluktur.

Suriye’de bunca baskıya rağmen yaşam alanlarını savunan ve eşitlik talebini sürdürenler var. Kadınların zincirlendiği, lubunyaların saklanmak zorunda bırakıldığı, farklı inançların hedef gösterildiği bir düzeni reddedip eşit, özgür ve onurlu bir yaşam için mücadele edenler var. Yaşananların normalleşmesine izin veremeyiz. Dünyanın neresinde olursa olsun barbarlığa karşı birbirimize sahip çıkmalıyız. “Umutsuzluğa kapılırsan bu kalabalığı hatırla” diyen o döviz hiçbirimiz için yalnızca bir slogan değil; Alevi kadınların umutsuzluğa kapıldıklarında hatırlayacakları o kalabalık olmalıyız; o kalabalık biziz…

Bir cevap yazın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.