Kadın-erkek eşitliğine, seküler bir siyasi sisteme ve sosyal adalete adanmış önde gelen bir sosyalist feminist olarak Yanar’ın görüşleri ve aktivizmi, dinci ve patriyarkal sağ çevreler tarafından hedef alındı.

Valentine Moghadam
Yanar Mohammad’ın 2 Mart 2026 sabahı Bağdat’taki evinin önünde öldürülmesi büyük bir şok yarattı. Bu suikast, İsrail ve ABD rejimlerinin İran’a karşı başlattığı sebepsiz saldırıya karşı hissedilen öfke ve gerilim ortamında yaşandı. Suikast sonucu hayatını kaybettiğinde Yanar 65 yaşındaydı ve uzun yıllardır barış, sosyo‑ekonomik adalet ve kadın hakları için çalışan bir feminist aktivist idi. Bu çalışmaları nedeniyle birçok uluslararası ödül almıştı.
Yanar ile ilk kez 2003 yılında ABD ve Birleşik Krallık’ın Irak’ı işgalinden kısa süre sonra tanıştım. İkimiz de bu savaşa güçlü biçimde karşı çıkmıştık. Daha sonraki yıllarda da görüşmeye devam ettik. Örneğin Mayıs 2005’te Amsterdam’daki bir konferansta bir araya geldik; burada Afganistan ve Irak’ta toplumsal cinsiyet adaleti ve güvenlik üzerine hazırladığım bir kitap bölümü için onunla bir röportaj yaptım. Bu röportajda Yanar, kurucusu ve lideri olduğu Irak Kadın Özgürlüğü Örgütü’nün (the Organization of Women’s Freedom in Iran, OWFI), işgalden sonra ciddi biçimde artan ‘namus cinayetleri’ sorunuyla mücadele etmek için MADRE dahil çeşitli ulusötesi feminist ağlarla birlikte nasıl çalıştığını anlattı. Bununla birlikte, Bağdat, Kerkük, Erbil, Nasıriye ve başka yerlerde, büyük ölçüde OWFI gönüllüleri tarafından yürütülen ve aile içi ve toplum kaynaklı şiddet mağdurları için kurulan kadın sığınma evlerinin kuruluşundan bahsetti. Kadınların ulusötesi aktivizmi üzerine yayımladığım bir çalışmada bu röportajdan epey yararlandım.
Unutamadığım bir başka buluşma ise Temmuz 2007’de İrlanda’nın Galway kentinde düzenlenen Kadınların Nobel İnisiyatifi (Nobel Women’s Initiative, NWI) konferansıydı. Konferansın konusu “Ortadoğu’da ve Ötesinde Barışı Yeniden Tanımlayan Kadınlar” idi. Yanar’ın da davet edildiğini öğrenince organizatörlerden ikimizin paylaşabileceği bir oda ayırtmalarını rica ettim. Böylece Irak’a karşı yürütülen savaşın yıkıcı sonuçlarını daha ayrıntılı tartışma fırsatı bulduk ve ben de Yanar’a onun aktivizmi ve çalışmalarını ele aldığım iki yayınım hakkında bilgi verebildim. NWI konferansında Yanar, kadınların barış inşasındaki rolleri üzerine yapılan bir panelde yer aldı ve sonrasında yapılan tartışmalara aktif biçimde katıldı.
Yanar, kadınların bedensel güvenliğine ve ailede, toplumda, ulus içinde ve dünyada şiddetten uzak, özgür yaşam hakkına odaklanan bir kadın hakları örgütünü yönetmek için ideal aktivist idi. Bilgisi, örgütleme becerisi ve cesareti, Iraklı kadınlar ve daha geniş anlamda Ortadoğu üzerine uluslararası platformlarda yer almasını sağladı. Kendini yetiştirmiş, mimarlık alanında lisans ve lisansüstü derecelere sahip ve İngilizceyi akıcı biçimde konuşan bir aktivist olması, Irak’taki kadınların durumuna uluslararası kamuoyunun dikkatini çekme anlamında etkili oldu. Örneğin 2010 ile 2022 yılları arasında birkaç kez Democracy Now programına katıldı ve ABD işgalinden bu yana ülkedeki güvenlik eksikliğini anlattı. 2013’te Almanya’da sol görüşlü siyasi parti Die Linke’nin davetiyle Berlin’de düzenlenen bir konferansa katıldı. 2015’te oyun yazarı ve aktivist Eve Ensler tarafından Huffington Post için röportaj verdi. 2018’de Yanar, BBC’nin dünyanın en etkili 100 kadını listesinde yer aldı. Bu onuru, eski Avustralya başbakanı Julia Gillard, yazar Isabel Allende, Birleşmiş Milletler genel sekreter yardımcısı Amina Mohammed ve o dönem Mexico City belediye başkanı (şimdi Meksika cumhurbaşkanı) olan Claudia Sheinbaum gibi isimlerle paylaştı.
Yanar’ın feminist faaliyetleri ve bu alandaki başarısı zorluk ve risklerle doluydu. Kadın-erkek eşitliğine, seküler bir siyasi sisteme ve sosyal adalete adanmış önde gelen bir sosyalist feminist olarak Yanar’ın görüşleri ve aktivizmi, dinci ve patriyarkal sağ çevreler tarafından hedef alındı. Kendisine ve OWFI’nin çalışmalarına yönelik sürekli tehditler alıyordu.
Yanar, Kanada’ya yaptığı bir ziyaretten yeni dönmüşken, kimliği bilinmeyen iki saldırgan tarafından vurularak öldürüldü. Bu yazının kaleme alındığı sırada (3 Mart 2026) Irak başbakanı suikastla ilgili bir soruşturma başlatılması talimatı verdi. Yanar Mohammad’ı tanıyan ve ona hayranlık duyan bizler, soruşturmanın sonucunu beklerken, aynı zamanda onun yaşamını ve feminist mücadeleye katkılarını hatırlamaya devam ediyoruz.
Çeviri: Ece Kocabıçak
Kaynak: https://www.iraq-businessnews.com/2016/09/29/iraqi-woman-wins-human-rights-award/








