Analar, bacılar, bakireler, dullar, evde kalmışlar, kız kuruları, fahişeler, kevaşeler MERHABA

Dayak yiyenler, tecavüze maruz bırakılanlar, namus diye diye hayatına kast edilenler, gece sokağa çıkamayanlar, eve kilitlenenler MERHABA

Çalıştırılmayanlar, ücretsiz çalışanlar, eş değerde çalışıp eşit ücret almayanlar MERHABA
Zilliler, cadılar, papuç dilliler, eksik etekler, kaşık düşmanları, yarım akıllılar MERHABA
Eve kilitlenenler, gün yüzü görmeyenler, sözü kesilenler, okutulmayanlar, soyadına sahip olamayanlar MERHABA

Kimi seveceğine kendisi karar veremeyenler, istemediği adamların koynuna sokulanlar, zar sayılanlar, ar sayılanlar, yaşlandıkça yok sayılanlar MERHABA
Yine de umudunu kesmeyenler, yeter artık diyenler, hayır diyenler, isyan edenler, gelecek bizimdir diyenler MERHABA

Her yıl olduğu gibi bu yıl da geceleri de sokakları da terk etmiyoruz diyoruz. İsyanımızı, öfkemizi, değiştirme irademizi ortaya koymak için bir aradayız.

2022 yılında yine en az 250 kadın, kocaları, sevgilileri, babaları, erkek kardeşleri tarafından katledildi. Bize hâlâ “kadın cinayeti ne demek, erkekler öldürülmüyor mu?” diye soruyorlar. Biz de diyoruz ki, “Siz hiç boşanmak istediği için öldürülen erkek duydunuz mu? Ya da sevgilisinden ayrılmak istediği için, çalışmak istediği için katledilen? Yemeği tuzsuz pişirdi diye şiddete uğrayan erkek duydunuz mu? Gece vakti bir kuytuda tecavüze uğrayıp, bedeni parçalara ayrılıp gömülen erkek duydunuz mu hiç?” Kadınlar sadece ve sadece kadın oldukları için katlediliyor ve kadın cinayetleri politiktir. Bu ülke, erkek şiddetine kurban giden, katledilen, kaybedilen kadınlar ülkesi olmayacak. Biz değiştireceğiz!

Böyle bir katliam-kırım ortamında devletin yaptığı tek şey, bir kişinin iradesi ve imzasıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek oldu. Türkiyeli kadınların öncülüğünde, yıllarca emek emek örülen bir kazanım olan İstanbul sözleşmesinden çekilmek, açıkça bu katliamda safım katledenden yanadır demektir. Kadınların özgür ve güvenli bir hayatının olmasını istemiyorum demektir. Kadınlar kendilerine çizilen sınırları kabul edip evlerinde otursunlar demektir. Oysa bilmezler ki kadınlar bunu asla kabul etmedi ve kabul etmeyecek. Kadın katliamına yol verenler gidecek ve İstanbul Sözleşmesi kalacak! İstanbul Sözleşmesine yeniden taraf olmayı ve hakkıyla uygulamayı vaadetmeyen hiçbir parti, ittifak bizim kapımıza oy için gelmesin! İstanbul Sözleşmesi bizimdir, vazgeçmiyoruz. Geri alacağız, biz değiştireceğiz!

Ataerkil zihniyet kendisi gibi olmayan herkese ve her şeye düşmandır. Tekçidir, fetihçidir, tecavüzcüdür, doğa düşmanıdır. Erkek, yetişkin, Türk, Sünni olmayan herkes onun hedefindedir. Onun şiddeti ile burun burunadır. Geçtiğimiz yıl yine LGBTİ+ları açıkça hedef alan, LGBTİ+ varlığını inkar eden, bastırmak ve yok etmek isteyen zihniyet devletin en tepe noktalarındaki erkeklerce ortalığa kusuldu. Bizzat Cumhurbaşkanı ve İçişleri bakanı LGBTİ+lara karşı defalarca nefret söyleminde bulundu. 2015 yılından beri Onur Yürüyüşleri mahkeme kararları da tanınmayarak fiilen yasaklandı. Şunu yeniden haykırıyoruz ki LGBTİ+ bireyler olarak, hep vardık, varız ve var olacağız. Buralardayız, alışın gitmiyoruz. Eşit ve özgür yaşam mücadelemizden vazgeçmiyoruz. Trans cinayetleri politiktir, diyoruz. Bu ülke katledilen, ötekileştirilen, dışlanan, yaşam hakkı verilmeyen LGBTİ+lar ülkesi olmayacak! Biz değiştireceğiz.

Bu ülke panzerlerle ezilen, tacize tecavüze uğrayan, kutsal “Türk aile yapısı” tarafından tarikat yurtlarında işkenceye mahkum edilen, yoksulluğun, hastalığın pençesinde kıvranan çocuklar ülkesi de olmayacak. Çocukların malınız olmadığını, hakları olduğunu, insan olduğunu öğreneceksiniz! Biz değiştireceğiz!

Aysel Tuğluk’un önce ölen annesinin cenazesine saldıran eril zihniyet, şimdi de yaşadığı travmanın etkisiyle günden güne hastalığı geri dönülemez bir noktaya gelmesine rağmen onu özgür bırakmıyor, yaşamasına izin vermiyor. Kadınlar hapishanelerde en temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlandıkları, büyük yoksunluklar içinde, insanlık dışı koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. Aysel Tuğluk şahsında, bütün kadın mahpusların yanındayız. Bu ülke özsavunma hakkını kullandığı için, siyaset yaptığı için, onuruna, özgürlüğüne, yaşamına sahip çıktığı için hapishanelerde ölüme sürüklenen kadınların ülkesi olmayacak! Biz değiştireceğiz!

Kadınların her gün yükselen eşitlik ve özgürlük talebi karşısında, telaşından ne yapacağını şaşıran ataerkil iktidar, şimdi de nafaka hakkımıza göz dikti. Kadınların boşanmasının, özgürleşmesinin önüne bir ket daha vurmaya, kadınlara gözdağı vermeye çalıştığınızın farkındayız! O nafakalar, yüzyıllardır kadını eve hapsedip köle gibi çalıştırmalarınızın bedelidir. O nafakalar kadınlardan gasp ettiğiniz çalışma hürriyetinin, ekonomik şiddetinizin, yüzlerce yıllık her türlü erkek ayrıcalığının bedelidir. Üstelik çok küçük bir bedeldir. Nafaka hakkımızdan asla vazgeçmeyeceğiz, ödeyeceğiniz daha nice bedelin yanında, nafaka hakkımızı da paşa paşa ödeyeceksiniz! Bu ülke, aç mı kalırım, çocuklarıma nasıl bakarım korkusuyla ömrünü erkek şiddetiyle geçiren kadınların ülkesi olmayacak! Biz değiştireceğiz!

Ekonomik kriz en çok kadınları, kız çocuklarını vurdu! Adet görenlerin ihtiyaç duyduğu en yaşamsal sağlık ürünlerine ulaşmak bile lüks haline geldi. Kısa çalışma ödeneği ile en çok kadın emeği sömürüldü. Bu şehirde kadın Dardanel işçilerinin isyanı haftalarca sermayeyi titretti! Bir çok kız çocuğu pandemi döneminde okulunu bırakıp ya çocuk yaşta evlendirilip tecavüze maruz bırakıldı, ya da çalışmaya zorlandı. Bu ülke, kendisine ped alamadığı için okula gidemeyen kız çocukları ya da çocuklarını doyuramadığı, sma hastası bebeğini tedavi ettiremediği için intihar eden kadınlar ülkesi olmayacak. Hepimize, insan onuruna yakışır standarlarda bir hayat kuracağız. Biz değiştireceğiz!

Afganistan’da kadınlar, Taliban vahşetine karşı ölümü göze alıp direnmeye devam ediyorlar. Bu kadınların mücadeleri bizler için umut, cesaret kaynağı oluyor. Afganistan’ın direnen kadınlarına bin selam olsun! Onların isyanını Türkiyeli feministler olarak duyduk. Seslerine ses olmak için çabaladık. Sonra ne yazık ki kirli bir paylaşım savaşının ortasında kalan Ukrayna halkının acısını duyduk. Bir de eril tecavüzcü kafalardan çıkan Ukraynalı muhtemel mülteci kadınlar hakkındaki mide bulandırıcı şakaları… Çünkü bu matematik hiç şaşmaz. Ataerkil kafa savaşçıdır, fetihçidir ve tecavüzcüdür… Tarafları kim olursa olsun savaşa, işgale şiddete hayır diyoruz. Savaş düzeninizi yerle bir edeceğiz! Biz değiştireceğiz!

Biz değiştireceğiz. Bu düzeni değiştireceğiz düzeni! Ataerkil saltanat bitecek! Tüm dünyada, kadınlar, LGBTİ+lar, çocuklar için eşit, özgür bir hayat vaadimiz var. Bu feminist siyasetin iddiasıdır. Buradan duyuruyoruz, bu vaadimizi, iddiamızı gerçekleştireceğiz. Asla vazgeçmeyeceğiz!

Feminist bir dünya kurmadan bitmeyecek bu isyan!

Yaşasın 8 Mart! Yaşasın feminist mücadelemiz!

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

twenty − nineteen =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.