Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler, Ayşe Tokyaz cinayeti davasının 9 Eylül 2026 günü Küçükçekmece Adliyesinde yapılan karar duruşmasına katılıp, duruşma öncesinde ve sonrasında basın açıklaması yaptı. “Şiddeti bu şekilde besleyen ve güçlendiren bir erkeklik ağı varken katil sadece Cemil Koç demek, kadına yönelik şiddeti önlememek, önlememeyi normalleştirmek demektir. Bunu asla kabul etmiyoruz.” denilen açıklamayı paylaşıyoruz.

Basın açıklaması

Ayşe Tokyaz davasının ilk derece mahkemesi aşaması bugün bitti.

Biz aylarca süren bir yargılama sonucunda, sanıkların birbirlerini suçladığı ve birbiriyle çelişki içine düştüğü bu celsede en az iki saat boyunca profesyonel bir katilden ekimoz renkleri dinledik. Bir valizin kendinden menkul bir suç işleme iradesi olabilir gibi, Ayşe’nin bedenini valize kendisi koymamış gibi, bu valizi bir gece ve bir gün boyunca ortadan kaldırmaya çalışmamış gibi, o ekimozları ben yapmadım valiz yaptı cümlesini duyduk. “Bavula koyma hatası olmasaydı” diyerek bu iradi eylemi kendinden bağımsızlaştırma çabası içerisinde olan bir sanık izledik. Yapmadığı ve bahsini dahi geçirmediği ise o gün sitenin güvenliğini çağırmak, 112’yi aramak gibi Ayşe’yi yaşatmaya dair eylemlerdi.

Cemil Koç bugün duruşmada Ayşe Tokyaz’ı öldürmediğini, Ayşe Tokyaz’ın içki ve uyuşturucu etkisinde merdivenden düştüğünü iddia etti. Bu iddia ile ilk defa karşılaşmıyoruz. Daha öncesinde de Ejegül Ovezova’nın Diyarbakır’daki bir binanın 8. katından düştüğünü iddia etmişti. Bu kişinin yanındaki, hayatındaki kadınlar her ne hikmetse düzenli olarak yüksekten düşüyor. Bunun suçlusunun da yine kadınlar olduğunu uzun uzun anlatma cüretini erkek egemenliğinden alıyor. Bu adamın bir zamanlar polis olmuş olması, kadınların karakollara gittiklerinde neyle karşı karşıya kalabildiğine dair ürkütücü bir gerçeğe işaret ediyor.

Çünkü Cemil Koç yalnız değil. Biz her gün kadınların şiddete uğradığı, sırf ayrılmak boşanmak istediği için öldürüldüğü, karakollardan “bu şikayetten bir şey çıkmaz” diye eve gönderildiği bir ülkede yaşıyoruz. Gerçekliğimiz bu. Esra’nın, kızkardeşini ararken, Cemil hakkındaki karakol ifadesinin anında kelimesi kelimesine Cemil’le paylaşılmasıyla tehdit edildiği, karakol polisleri tarafından taciz edildiği, Ejegül Ovezova’nın üstü örtülen dayak yeme görüntülerini izlediğimiz, kimsenin ama kimsenin Cemil’i engellemediği tam tersine her ihtiyacında yardımına koşan erkeklerin olduğu bu dosyada, sanık avukatları utanmadan, hiç utanmadan kendilerinin, yani erkeklerin baskı altında olduğunu ve sırf bu yüzden bir kadını gömmeye kalktıkları için pişman olduklarını dile getiremediklerini söyleyebildi. Soruyoruz: Siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz? Kadınlar kendilerinin, birbirlerinin hayatlarıyla sınanırken ne baskısından söz ediyorsunuz siz?

Bugün bu davanın ilk aşaması bitti ama mücadelemiz bitmedi. Bu sonucu cinayetin bütününü görmeyen, aralarındaki ilişkiyi görmeyen bir sonuç olarak değerlendiriyoruz, öfkeliyiz, kabullenmiyoruz. Sadece sanık Cemil Koç canavarca hisle ve eziyet çektirerek kadına karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet ile cezalandırıldı, hiçbir indirim uygulanmadı ve elbette Cemil’e ceza olumlu. Ama diğer sanıklar, Cemil’i bütün gece petrol istasyonunda ağırlayan, iki gün Ayşe’nin bedenini saklayan, evden bavulu beraber aldığı Oğuz Kal dahil ekseriyetle suç delillerini yok etme suçunun üst sınırı olan 5 yıl ceza aldılar. Cemil her telefon ettiğinde hizmetine koşan Cemal Arslan ise bugün beraat etti. Polislerin aldıkları cezalar kamu görevlisi oldukları için yarı oranında artırıldı. Tutuklulukları bugünkü kararla devam ettirilmiş olsa da bu verilen kararla cezaların süresi nedeniyle pek yakında tahliye edilecekleri de aşikar.

Bu kişilere TCK 281, yani suç delillerini yok etme, gizleme, değiştirmeden ceza verilmesine esastan itirazımız var. Bir kadının, Ayşe’nin bedeninin içinde olduğu bir bavulu araçtan araca gezdirip, oradan oraya götürüp ormanlık alanda kaybetmeye çalışmakla, örneğin sahte bir çek-seneti yırtarak ortadan kaldırmayı aynı kefeye koyan bir suç tipi bu. Bu kanun maddesine göre bir kadının bedeni ile bir belge arasında fark yok, ikisi de suç delili olabilir. Sonuçları aynı. İşte tam da böyle erkek şiddetinin, kadın cinayetlerinin ağırlığı, sistematikliği görünmezleşiyor, kadınları öldürülebilir kılan düzen gizleniyor. Bu da yeni kadın cinayetlerine zemin hazırlıyor. Kararın bu şekilde çıkması, bu cinayetin sonuç olarak örgütlü bir biçimde bir grup erkek tarafından organize edilerek meydana geldiğini örtüyor, bütünün parçalarının bir kısmını görünmez kılıyor. Nedir bu parçalar? Bir kadının öldürülmesine giden süreçte meslekten ihraç edilen bir polis memurunun elinin kolunun her yere uzanabilmesi, ifadelere ulaşabilmesi, bir telefonuyla polis arkadaşlarından destek alabilmesi, mafyatik irtibatları olan insanlarla 100-200 bin liralık bağlantılar kurarak içinde ceset olan bavulları ortadan kaldırabilmesidir. Şiddeti bu şekilde besleyen ve güçlendiren bir erkeklik ağı varken katil sadece Cemil Koç demek, kadına yönelik şiddeti önlememek, önlememeyi normalleştirmek demektir. Bunu asla kabul etmiyoruz!

Hem sonraki aşamalarda bu davanın hem de Esra Tokyaz’ı oyalayan Halkalı ve Kanarya karakol polislerinin yargılandığı davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Erkek adalet değil gerçek adalet!

Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler Kampanya Grubu

09.09.2026

Bir cevap yazın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.