Kadınlar Birlikte Güçlü’den kadınlar Geri Gönderme Merkezlerinde, gözaltında ve hapishanelerde kadınlara yönelik cinsel işkenceye son demek için 19 Ağustos 2026 akşamı Taksim’de Tünel meydanında toplandı. Eylemde okunan basın açıklamasını paylaşıyoruz.
Basına ve kamuoyuna
Ocak ayında Rojava’yla enternasyonel dayanışmayı büyütmek, HTŞ’nin katliamlarına karşı ses çıkarmak için yola çıkan Halkların Karavanı üyeleri, Türkiye’de gözaltına alınmıştı. İçlerinden Alman aktivist Paula Meier, gözaltına alındıktan sonra sevk edildiği Geri Gönderme Merkezinde işkence gördüğünü, bir erkek görevli tarafından tecavüze uğradığını birkaç gün önce ifşa etti.
Bu ülkede Geri Gönderme Merkezleri’nin nasıl yerler olduğunu göçmenlerin yaşadıklarından biliyoruz. Geri Gönderme Merkezleri kuruldukları günden bu yana; işkencenin, tecavüzün, ırkçılığın, kadın ve göçmen düşmanlığının üretildiği yerler oldu. Bu merkezlerde göçmenler, türlü işkencelerle sınır dışını kabul etmeye zorlandı.
Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz!
Paula Meier ilk değil. Geçtiğimiz aylarda Filistin halkıyla dayanışmak için Sumud Filosu’yla yola çıkan ve gözaltına alınan Anna da bir hapishaneden diğerine götürülürken siyonist İsrail askerleri tarafından tecavüze uğradığını açıklamıştı. Yine Halkların Karavanı’ndan Alma, gözaltı ve sınır dışı süreçlerinde gardiyanların onu öbür aktivistlerden ayırdığını, taciz edildiğini, bir gardiyanın kendisine tecavüz edip öldüreceğini söylediğini açıklamış, yaşadığı cinsel işkenceyi teşhir etmişti.
Ne GGM’lerde ne gözaltında erkek-devlet şiddeti münferit değil. Direnen, mücadele eden kadınların iradesini kırmak ve kadınları cezalandırmak için hapishanelerde, karakollarda, GGM’lerde çıplak arama, cinsel taciz, cinsel şiddet adeta normal uygulama olmuş durumda.
Gözaltında tacize, tecavüze son!
Kadınların bedeni savaş meydanı değildir!
Eşit ve özgür bir yaşam için, en temel haklarının dahi gasp edilmesine karşı sokaklara çıkan kadınların sesini, ardı arkası kesilmeyen gözaltı ve tutuklama saldırılarıyla bastırmak istiyorlar; gözaltında ve hapishanelerde kadınları hijyen ürünlerinden yoksun bırakarak, cinsel taciz, çıplak arama, darp ve hakaretlerle sindirmeye çalışıyorlar. Geri Gönderme Merkezleri’nden Vatan Emniyete, Vatan Emniyet’ten Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’ne çıplak arama normalmiş, rutinmiş gibi dayatılıyor. Biz kadınların bedenlerine yönelik sistematik saldırıların, bizleri sindirmek ve utandırmak, mücadelemizden vazgeçirmek için uygulandığını biliyoruz.
Rutin değil bu bir işkence!
Prosedür değil bu bir işkence!
Türkiye’deki Geri Gönderme Merkezinde yaşadığı cinsel şiddeti ifşa ettiği açıklamasında Paula Meier de şöyle diyor: “Bu deneyimi pek çok başka kadınla paylaşıyorum. Bu sadece benim hikayem değil, pek çok kadının hikayesi ve her şeyden önce cinselleştirilmiş şiddete karşı mücadele, biz kadınları birleştiren bir hikaye. Bu deneyimleri bir direniş hikayesine dönüştürmek hepimizin görevi.”
Biz de Kadınlar Birlikte Güçlü olarak Paula Meier’le dayanışıyor, onun haklı mücadelesini buradan, Taksim’den büyütüyoruz.
Yaşasın kadın dayanışması!
Erkek devlet şiddetinin karşısında utanç duymuyoruz, utanç duyması gerekenlerin işkenceciler ve tecavüzcüler olduğunu yineliyoruz. Buradan hep birlikte soruyoruz: Türkiye’de barışın bahsinin geçtiği bu günlerde bu suçlar soruşturulacak mı? Geri Gönderme Merkezi denilen işkence yerleri kapatılacak mı? Yıllardır hapishanelerde, karakollarda kadınlara taciz, tecavüz faili kamu görevlileri, buna göz yuman yetkililer yargılanacak mı?
Gözaltında cinsel şiddet işkencedir, suçtur. Suçlulara yönelik etkin soruşturma talep ediyoruz. Bu cezalandırmalara, mücadelemizin ve dayanışmamızın engellenmesine karşı sokaklarda olmaya, sesimizi duyurmaya devam edeceğiz.
Paula da, Alma da, hapishanelerde, GGM’lerde şiddet gören hiçbir kadın yalnız değil, yalnız değiliz.
Yaşasın enternasyonal kadın mücadelemiz!
Yaşasın kadın dayanışması!
Yaşasın örgütlü mücadelemiz!
Kadınlar Birlikte Güçlü
19.08.2026








