Radikal, solcu bir feminist hareket olan Kırmızı Çoraplılar’ın (Rødstrømperne) doğum tarihi olarak 8 Nisan 1970 kabul ediliyor. Bu tarihte yaklaşık 15 kadın; büyük beyaz sutyenler, peruklar, yapay kirpikler ve büyük süslü şapkalar kuşanarak Kopenhag’daki Stroget caddesinde yürüyüş yaptı. Kadınlar, Amerika’da güzellik yarışmasını protesto eden feministlerden de ilham alarak sutyenleri, kirpikleri, perukları “Danimarka’yı temiz tut” yazan bir çöp torbasına attı. Yürüyüş sonrasında da grup, Tuborg bira fabrikasına gitti ve eşit ücret isteyen bildirilerini dağıttı. Bu eylem medyada büyük yer buldu.

Hareketin adı, eylemleri Danimarkalı Kırmızı Çoraplılar için de büyük bir ilham kaynağı olan çağdaş Amerikan kadın grubu New York Redstockings’den geliyordu. 1800’lerin sonundan itibaren kadın haklarını seçme ve seçilme üzerinden değil eğitim hakkı üzerinden savunan mavi çoraplılardan farklı olarak kırmızı renk, yeni feminizmin yönünü gösteriyordu aynı zamanda: Radikal ve solcu bir feminizm. Kırmızı Çoraplılar asi, kışkırtıcı ve yenilikçi idi. Kadınlar arasında coşku ve heyecan, öfke ve direnç uyandırdı. Kısa zamanda yayıldı. Hareketin adı oldu.

Kırmızı Çoraplılar, kadınların pozisyonunda köklü değişiklikler yapılmasını hedeflemesi ve bunu bir sistem sorunu olarak görmesi dolayısıyla radikaldi. Kadınların ezilen bir toplumsal grup olduğu tespitiyle yola çıkıyordu. Aile içinde kadınların ezilmesini temel politika alanı olarak kabul ediyor ve “özel olan politiktir” sloganını temel şiar olarak alıyordu. Kadınların mücadelesi her yerde, politikada, işyerinde, ailede, yatakta yaşanmak zorundaydı. Kırmızı Çoraplılar toplumun yasalarını değiştirmekle uğraşmayı öncelemiyordu. Faaliyetlerinin ana hedef grubu devlet değildi. Devlete değil kadınlara sesleniyordu. En önemli şey düşünce ve yaşam tarzımızı değiştirmekti. Ayrıca, kadınların işgücü piyasasındaki ve ailedeki koşulları üzerinde duruyorlardı. Hemen, şimdi ev işlerinin eşit paylaşılması gerektiğini savunuyorlardı. Fakat asıl amaç ve hedef, kadınları mevcut toplumun tüm hiyerarşileri içine sokmak değil hiyerarşileri olmayan yepyeni bir toplum oluşturmaktı. Temel stratejilerinde, kadınların birbirleriyle rekabet etmekten vazgeçmeleri ve bunun yerine karşılıklı dayanışma geliştirmeleri vardı.

Hareketin faaliyetleri erkeklerin katılımına kapalı olarak yalnızca kadınlarla yürütülüyordu. Toplumun ortak erkek egemenliği alanı dışında ve kadınların erkeklerin lehine birbirleriyle olan rekabetinden kurtulduğu bir alan olarak görüyorlardı kadın hareketini. Örgütsel olarak hareket demokratikti. Hiçbir resmi sözcü, başkanları olmadığı gibi herhangi bir merkezi programı, bağlayıcı ilkeleri de yoktu. Bu nedenle Kırmızı Çoraplılar hareketinin parçası olan her bir küçük grup özerkti ve prensip olarak yalnızca kendisinden sorumluydu.

Kırmızı Çoraplılar, siyaseten kadın mücadelesi ile sınıf mücadelesi arasında bağ kuruyorlardı. Ancak solun erkek egemenliğini de eleştiriyorlardı.

1970 – 1974 döneminde Kırmızı Çoraplılar Hareketi çok sayıda eylem yaptı. Birkaç örnek sıralarsak:

10 Mayıs 1970’teki Anneler Günü’nde, Kopenhag’da bir gösteri düzenlendi. Daha sonra, Ulla Dahlerup’lı yaklaşık 25 kadın bir otobüse bindiler ve kadınların eşitsiz ücretini protesto etmek üzere bilet için fazla para ödemeyi reddettiler. Otobüsü terk etmeyince de polis zoruyla indirilerek gözaltına alındılar.

2 Eylül 1970’te Kopenhag Üniversitesi’ndeki mezuniyet töreninde, beyaz öğrenci elbisesi giyen ve gelin duvaklı kırmızı çoraplı bir feminist tüm konukların önünde kürsüyü ele geçirdi. Üniversite memurları, onu aşağı indirmeye çalıştı ancak gösterici kadın konuşmayı başardı: “Kızkardeşler, erkeklerin en iyi evlilik pazarına hoş geldiniz”.

Mart 1971’de bir kadın gazetecinin bir grup Kırmızı Çoraplı ile yaptığı bir röportajın editör tarafından kesilmesini ve değiştirilmesini protesto etmek için kadın dergisi Eva’nın ofisi bir grup Kırmızı Çoraplı tarafından işgal edildi.

Hareketin birinci yılında, 1971’de, Femø’da, kadın adası kampı örgütlendi ve çok popüler oldu. Buraya Avrupa’nın her yerinden kadınlar geldi. Kamp sırasında yarı çıplak Kırmızı Çoraplılar’ın tümünün fotoğrafları basın tarafından çekilip servis ediliyordu. Kırmızı Çoraplılar buna aldırmıyorlardı.

1974 – 1980 döneminde hareket çok yayıldı. Etki alanı çok arttı. 1970’lerin ikinci yarısında, sadece kadınların erişebileceği, Danimarka’nın her yerinde kadın evleri ve grupları kuruldu.  Düzenlenen kadın festivallerinde binlerce kişi bir araya geliyordu. Sanat sergileri, konuşmalar, filmler ve şarkılarla feminist bir karşı kültür yaygınlaşıyordu. Dolaşımdaki tartışmaların merkezinde beden politikaları vardı: doğumlar, doğum kontrolü, cinsellik ve adet. Evdeki iş bölümü ve iş piyasasında kadınların koşulları diğer önemli konulardı. İşsizliğin artmasıyla birlikte, kadınların işsizliğine karşı mücadele, önemli bir odak noktasıydı.

Kırmızı Çoraplılar’ın yaygın faaliyetleri, cinsiyet eşitsizliğini azaltacak yasa ve politika önlemlerinin alınmasında etkili oldu. Bununla ilgili somut gelişmeler ücretsiz kürtaj (1973), Eşit Ücret Yasası (1976) ve 1980 yılında doğum iznindeki gelişmelerdir.

1980’lerde, erkek şiddetine maruz kalan ve uzaklaşmaya çalışan kadınlar için sığınaklar kuruldu. Birçok şehirde, kriz ve kadın merkezleri kuruldu. Halka açık, tabu olmuş bir sorunu ortaya çıkaran bu çalışma, “özel politika yapmanın” somut bir örneğiydi. Kopenhag’daki Kontes Danner Vakfı, büyük bir kadın eyleminde işgal edildikten sonra sığınak ve kadın merkezi olarak düzenlendi. Bu düzenleme için geniş bir kadın örgütleri ağından ve ülkenin dört bir yanından bağış toplandı.

Hareket, çeşitli alternatif kurumlar yaratmada da etkili oldu. Güney Jutland’da bulunan Visby’deki kadın koleji 1979-94 yılları arasında çalıştı. Kırmızı Çoraplılar, çoğu (kısmen) bugün kamu tarafından finanse edilen bir dizi kalıcı kurum bıraktı: KVINFO, Aarhus’taki Kadın Müzesi, şiddete maruz kalan kadınlar için sığınaklar ve Kopenhag’daki Kadınlar Evi.

Kurumsallaşma dönemi aynı zamanda Kırmızı Çoraplılar Hareketi’nin radikalliğini yitirme dönemi oldu. 1970’lerde birbirini eleştiren kadın hareketinin farklı kolları arasında giderek bir yakınlaşma oldu. Harekete ılımlı cinsiyet eşitliği politikası hâkim oldu.

Kaynak: http://www.kvinfo.dk/side/1047/

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.