Britanya’lı yazar, gazeteci, edebiyat eleştirmeni feminist Rebecca West 21 Aralık 1892’de doğdu.

Cicely Isabel Fairfield olan asıl adını 20 yaşında değiştirip (Ibsen’in bir roman karakterinden) Rebecca West adını aldı. Ibsen’in kahramanı “yaşa, çalış, eyleme geç” diyordu, “oturup da kara kara düşünme”. O da öyle yaptı. Zamanının en güçlü erkekleri tarafından sevildi ve de nefret edildi. Daha 20 yaşındayken yırtıcı eleştirileri, koyu ve belalı gözleriyle ünlüydü.

Yazın kariyerine 1911’de The Freewoman (Özgürkadın) adlı radikal feminist bir dergide başladı. 20’sine varmadan diğer birçok şeyin yanında kapitalistleri kınıyordu, 1940’larda hainleri, 1950’lerde hedefe komünistleri de koymuştu. Şu sözlerini 20 yaşında söyledi:

“Feminizmin ne olduğunu hiç bir zaman tam anlayamadım: Benim bildiğim, ne zaman bir paspastan ya da orospudan farkımı ortaya koysam insanlar bana feminist dedi.”

Rebecca West 20 yaşındayken, 46 yaşında, evli ve boşanmaya niyeti olmayan ünlü yazar H.G. Wells ile 10 yıl sürecek zor bir ilişkiye başladı. West ve Wells kendilerine ‘panter’ ve ‘jaguar’ diye lakap takmışlardı.

21 yaşında evlilik dışı dünyaya getirdiği oğlunu tek başına büyüttü. İlerde oğlu Anthony de yazar olacak, annesini karalayan kitaplar yazacak ve ölene kadar görüşmeyeceklerdi.

Evli olmayan bir anne olarak yaşadığı zorluklar nedeniyle, 1930’da güçlü ve kendisine hayran bir bankerle evlendiği için memnundu. Fakat bir süre sonra kocasının düşündüğü kadar güçlü olmadığını ve kendisine umduğu kadar hayran olmadığını gördü.

‘Gayrı-meşru bir çocuğa utanmadan annelik yaptığı’ için, kazara kadınların cinsel ihtiyaçları konusunu ele alan ilk kadınlardan biri oldu. Daha sonra sık sık reddedilmekle yüzleşirken, kadınların da erkekler kadar şiddetli sevebilip arzulayabileceği ve gücü karşısında titreyen erkeği tahkir edebileceğinde ısrar etti.

West’le ilgili olarak büyüleyici olan, özel ve kamusal olanı -kişisel ve politik olanı- yaşamı ve yazısında harmanlamasıydı.

Makalelerinden derlenen dört kitap ve yedi roman yazdı. İlk romanında savaş zamanı bir kadının iç dünyasını anlattı (The Return of the Soldier, 1918). Gazetecilik yazıları, özellikle Nuremberg savaş suçları mahkemeleri sırasında yazdıkları (1947) için ‘muhabirliği edebiyat seviyesine yükselttiği’ söylendi.

Kadınların oy hakkı mücadelesinde aktifti ve yaşamı boyunca feminist kaldı. 1972’deki 80. doğum gününde, kadın özgürlük hareketini “kadınsanız belli bir yolda gitme zorunluluğunu tanımama”, “oy hakkı mücadelesinden çok daha temel” olarak tanımladı ve hareketin “tamamen yanında” olduğunu söyledi.

1947’de 55 yaşındayken Time Dergisi onun için ‘tartışmasız dünyanın bir numaralı yazarı’ olduğunu yazdı. Aralarında Fransız Legion of Honour, Kadın Basın ve Gazetecilik Kulübü Ödülü’nün (1948) de olduğu birçok ödül aldı. Hakkında iki biyografi yazıldı. 1983’te 90 yaşında öldü.

http://www.haberturk.com/yazarlar/elif-safak/544611-bir-kesmekes-ki-adi-ask

https://www.theguardian.com/books/2013/apr/06/wests-world-lorna-gibb-review

http://www.nytimes.com/books/00/09/10/specials/west-obit.html

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.