7 Aralık 1941 sabahı Japon bombardıman uçakları Amerika Birleşik Devletleri’ne sürpriz bir saldırı düzenleyerek Pearl Harbor’da konuşlanmış Pasifik filosunun büyük bir bölümünü yok etti. Ertesi gün ABD Kongresi savaş ilan etti. Ülke, Amerikan askerine savaş makinesi sağlamak için endüstriyel üretimi artırmaya ihtiyaç duyarken, aynı zamanda daha önce bu işgücünü dolduran yüz binlerce insanı savaşmak için denizaşırı ülkelere gönderiyordu. Erkekler ön saflarda savaşırken, iş boşluğunu doldurmaları, bombaları, uçakları ve diğer endüstriyel ürünleri yapmaları için kadınlar fabrikalara çağrılıyorlardı.

ABD Savaş Bakanlığı tarafından üretilen film ve videolar, kadınları alışveriş gibi anlamsız uğraşlarından vazgeçmeye ve bunun yerine savaş uçakları ve mühimmat yapmaya teşvik ediyordu. Filmler, yakalanan Adolf Hitler’in pişmanlıklarını dile getirmesi ve zavallı bir yaşlı hizmetçinin davaya yeni keşfedilen bir bağlılıkla yalnızlıktan kurtulması (ve onların yeni “on milyonluk aileleri” ile ilgilenmesi) gibi aşırı dramatik olaylar içeriyordu. Bütün bu propaganda çabaları, kadın doğası, kadınların erkek işlerini yapamayacakları gibi ön kabullerin sistem tarafından uydurulduğunu ve gerektiğinde vazgeçileceğini göstermekteydi.

Patriyarkal sistemin kadınların fiziksel olarak erkek işlerini yapamayacağı görüşüne karşılık, kadınları işgücüne çekmek için erkeksi tavırlara ve hatta erkeksi bir vücuda sahip “Perçinci Rosie” (Rosie the Riveter) poster tiplemesi yaratılmıştı. O zamanın belki de en ikonik görüntüsü, kırmızı bir bandana ve mavi iş gömleğiyle kaslarını kararlı bir bakışla esneten kadın fabrika işçilerinin sert temsilcisi Perçinci Rosie’ninkidir. Rosie imajı Alameda, California’daki Naval Air Station’da bir makine atölyesinde çalışan gerçek bir kadın olan Naomi Parker’a dayanıyordu. 20 Ocak 2018’de 96 yaşında hayatını kaybeden Naomi Parker, 1980’lerde kadın hareketi tarafından bir sembol olarak benimsendiğinde ulusal bir ikon haline geldi.

İkinci Dünya Savaşı sırasında “vatanseverlik, güçlü, kahraman kadınlar” vurgularıyla kampanyalar yürütüldü. Kampanyanın başarılı olabilmesi için bu posterle birlikte, dört erkek tarafından seslendirilen bir şarkı ve dönemin bütün medya araçları da etkin bir biçimde kullanıldı. Toplumsal cinsiyet rolleri kapitalist sistem tarafından baştan kurgulanmış hatta ters yüz edilmişti. Çocukların bakımı için kreş ve yuvalar açılmış, devlet tarafından işletilen restoranlarda ucuz yemek servisi yapılarak, kadınların ev işi yükü azaltılmıştı.

Kırmızı bandanası, mavi tulumu ve bükülmüş pazısıyla çelik gözlü kahraman Rosie the Riveter, Amerika’nın en silinmez askeri imajlarından biri olarak duruyor. “Biz Yapabiliriz” sloganının altında konumlanan “Rosie” imajı, azimli Amerikalı çalışan kadınları ve daha spesifik olarak, ABD savunma sanayilerinin fabrikalarını ve ofislerini ayakta tutan milyonlarca kadın işçiyi temsil eder hale geldi. Bu ikonik fotoğraf aynı zamanda bize, kadınlara yüklenen toplumsal rollerin sistem tarafından yine sistemin çıkarlarına göre değişebilir olduğunu ve kadınların güçsüz oldukları gerekçesiyle erkek işlerini yapamayacakları efsanesinin çürütüldüğünü de gösteriyor. Ancak sistem bu rolleri kalıcı olarak tersyüz etmemiş, geçici bir dönem için kadın emeğini kullanmıştır.

Kadınlar elbette zaten iş gücünün bir parçasıydı, ancak savaş nedeniyle, daha önce evde kalmış olan orta ve üst sınıf kökenden olanlar ve Büyük Buhran sırasında işlerini kaybetmiş olanlar da iş gücüne katıldı. Savaşın sonunda işgücüne katılan kadın sayısı altı milyondan fazlaydı ve 1940’ta yalnızca yüzde 27 olan kadın işgücü, 1945’te yüzde 37 olmuştu. Sadece uçak endüstrisinde kadınlar tüm çalışanların yüzde 65’ini oluşturuyordu. Baltimore’daki bir uçak fabrikasında çalışan Dorothy McCann, 2014 yılında Washington Post’a şunları söyledi: “Yapmayı asla hayal etmediğim bir şeydi ama nasıl olduğunu öğrendikten sonra çok sevdim.” Kayıtlara göre, “296.429 uçak, 102.351 tank ve silah, 87.620 savaş gemisi, 47 ton topçu mühimmatı ve 44 milyar mermi hafif silah mühimmatı” üretiminden kadınların sorumlu olduğu tahmin ediliyor. Savaşı kazanmak için gerekli silahları inşa etmeye yardımcı olmak için kadınlar savunma tesislerinde elektrikçi, kaynakçı ve perçinci olarak da çalıştılar.

Afrikalı Amerikalı kadınlar için ise Rosie olmak sadece savaş çabalarına yardım etme fırsatı değil, aynı zamanda ekonomik güçlenme şansıydı. İlk başta, pek çok işveren -neredeyse her zaman beyaz erkekler- Siyah kadınları işe almayı reddettiği için, savaşla ilgili iş bulmak pek çok siyah kadın için zor oldu. Franklin Roosevelt’in savunma sanayinde ırk ayrımcılığını yasaklayan 8802 sayılı Kararnameyi imzalamasına yol açtı. Emir, Siyah kadınların savaş sanayiine girişini hızlandırdı. Bu dönemde ilk kez ücretli hizmete giren 1 milyon Afrikalı Amerikalıdan 600.000’i kadındı. Black Rosies, bilgisayar bilimcileri olarak kol emeğinin dışında kritik rollerde de çalıştı. Çiftçiler olarak tarlalarda, yurtdışındaki Amerikan birliklerinin çarşafları ve üniformaları için gerekli olan değerli pamukları çıkardılar. Hem Siyah hem de beyaz kadınlara, eşit ücret düzenlemelerine rağmen, rutin olarak erkek meslektaşlarından saat başına 10 ila 15 sent daha düşük ücret ödendi. Ülke çapında, Siyah işçiler daha az sosyal yardım aldı ve herhangi bir sendika faaliyetini kontrol etmekten men edildi, gemi yapımcıları sendikası Siyahların üyeliğini tamamen engelledi. Ve St. Louis’deki bir fabrika olan Wagner Electric’te, yüzde 64’ü beyaz kadın ve yüzde 24’ü Siyah erkeklerden oluşan karma bir işgücüne rağmen, hiçbir Siyah kadın işe alınmadı.

İkinci Dünya Savaşı sırasında kadınlar günü kurtarmış olabilir, ancak savaş bittiğinde işler hızla değişti. Askerler evlerine dönüyorlardı ve ayaklarının üzerinde durup sivil hayata yeniden alışmalarına yardımcı olacak işlere ihtiyaçları vardı. Daha önce kadınlara yardım etmeleri için yalvaran yöneticiler, şimdi erkeklere iş açmak için onları mutfaklarına geri dönmeleri için zorluyordu. Bu kez evlerine dönmeleri için kampanyalar düzenlendi, annelik, eşlik ve tüketicilik rolleri yüceltildi, daha önce kadınlara destek olarak açılan kreşler kapatıldı, yardımlar kesildi. Sonraki on yıllarda kadınlar, işyerinde ücret, fırsat ve muamele eşitliği de dahil olmak üzere hakları için savaşmak üzere mücadele etmek zorunda kaldılar.

Perçinci Rosie kampanyasında kullanılan şarkının tam sözleri:

Diğer kızlar popüler bir kokteyl bara takılıp, martinilerini yudumlar, havyarlarını çiğnerken; Onları gerçekten utandıran bir kız var, ROSİE’dir adı.

Yağmur yağsa da güneş açsa da gün boyu montaj hattının bir parçasıdır Perçinci Rosie, zafer için çalışır, tarih yazar.

Sabotaj olmasın diye tetiktedir, uçak gövdesinde oturan bu küçük narin şey. Bir erkeğin yapacaklarından daha fazlasını yapar, Perçinci Rosie.

Rosie’nin bir erkek arkadaşı var, ismi Charlie, Charlie bir denizci.

Rosie perçin makinesinde fazla mesai yapıp Charlie’yi korur.

Bir üretim ödülü aldığında bir kızın olabildiğince gururlanır.

Kırmızı, beyaz, mavi’de (Amerikan bayrağının renkleri) doğru bir şeyler var, o da Perçinci Rosie’dir.

Rosie B-19’da (ağır bombardıman uçağı) çalışır, herkes bu manzarayı durup yüceltir, petrole ve makina yağına bulansa da Perçinci Rosie asla söylenmez ya da gerilmez. Müttefik silah programı için görevini yapıp ekibini toplar, onlarla takılmayı sever, Perçinci Rosie.

Savaş tahvilleri alır, bu kız gerçekten akıllı, parasını ulusal savunmaya yatırır.

Daha çok tahvil almak ister, meşhur Senatör Jones bu sözleri radyoda haykırır, Berlin bunları duyar, Moskova bunlarla neşelenir, Perçinci Rosie.

 

Kaynaklar

https://www.nolm.us/o-kadin-aslinda-kimdi-unlu-posterin-arkasindaki-hikaye/

https://www.history.com/news/women-workforce-wwii-training-video-1940s

https://m.bianet.org/biamag/kadin/156429-percinci-rosie

https://www.history.com/news/black-rosie-the-riveters-wwii-homefront-great-migration?li_source=LI&li_medium=m2m-rcw-history

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

4 × five =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.