Kürt kadınlarının karşı karşıya kaldığı özgül ve can yakıcı baskılara başkaldıran feminist Roza dergisi, Mart 1996’da yayın hayatına başladı. Roza, hem Türk kadın gruplarından hem de Kürt politik partilerinden bağımsız bir çizgiye sahipti. Kürt kadının ezilmişliğini, cinsiyetçiliğin ırkçılıkla bağlantısı üzerinden ve birini diğerine indirgemeden ele alıyordu. Dergi dört yıl boyunca, yaklaşık iki ayda bir olmak üzere toplam 17 sayı yayımlandı.

Roza’yı çıkaran kadınların, ilk bağımsız örgütlenme girişimi, Bağımsız Kürt Kadın Grubu adıyla (BKKG) 1990 Haziran’ında oldu. Kürt feminizminin ilk nüveleri de burada oluştu. Canlı tartışmalarla geçen üç yıldan sonra BKKG 1993’te dağıldı. Roza, BKKG’nun mirasını devraldı; gerek politikasını oluşturan temel prensipler ve gerekse onu çıkaran kadınların çoğu bu gruptan geldi.

Roza’nın çıkışında iki Kürt kadının hikayesi etkili oldu. Mayıs 1993’te Cemile adında genç bir Kürt kadın, üç çocuğunu kendine bağlayıp, cebine de taş doldurup Elazığ’da Fırat nehrine atlayarak intihar etti. Yıllarca aile içi şiddete maruz kalan Cemile’nin trajedisi Kürt hareketi tarafından gündeme getirilmedi. Aynı yılın Haziran ayında ise Şükran Aydın isimli bir Kürt kadın Mardin Derik’te güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınarak cinsel saldırıya uğradı. Diğer cinsel saldırı mağduru kadınlardan farklı olarak sessiz kalmayan Şükran Aydın, gözaltında tecavüzü ilk kez dillendirdi; AİHM’e kadar uzanan hukuk mücadelesi on yıl sürdü. O dönem Kürt kadınları görüşlerini paylaşacak ve bunları duyuracak bir yayın organı bulamadılar.

Fatma Kayhan bu süreçte yaşadıklarını şöyle ifade ediyor: “Cemile ve Şükran bize bir kez daha feminizmin Kürt kadınları için ne kadar elzem olduğunu gösterdi. Kendimizi ifade edebileceğimiz bir Kürt kadın dergisine ve örgütlenmesine acil ihtiyacımız olduğu aşikardı. Birkaç başarısız denemenin ardından ancak üç yıl sonra Mart 1996’da Roza’yı, kendi dergimizi çıkarabildik. Fakat, bağımsız Kürt kadın örgütlenmesinin ilk nüveleri çok daha önce ortaya çıkmıştı. 1980’lerin sonlarında ne yapacağımızı tartışan küçük bir grubumuz vardı. Kendi adımıza, kendimiz için örgütlenmek temel prensibimizdi; Türk kadın gruplarından ve Kürt politik partilerinden bağımsız olacaktık. Kürt kadının ezilmişliği, ancak cinsiyetçiliğin ırkçılıkla bağlantısı birlikte ele alındığında açıklanabilir. Sadece patriyarka tarafından belirlenen cinsiyetçi rol dağılımına bakarsak Kürt kadınlarını anlayamayız, ama aynı biçimde sadece ırkçı hiyerarşi üzerinde yoğunlaştığımızda da Kürt kadınlarının durumunu analiz edemeyiz. Açıkça, Kürt kadınları ezen ulus Türklerden farklı olarak etnik kimliklerinden dolayı da ayrımcılığa uğruyor. Oysa Türk kadınlar ezici bir çoğunlukla bunu görmemezlikten geldi ve farklılığımızın üstünü örtmeye çalıştı. Bunun aksine, tüm kadınları zoraki ortak bir paydada buluşturma yerine, farklılıkları temel alan bir feminizmden yana olduk. Öte yandan Kürt ulusal hareketi de kadınlığımızı bir kenara koymamızı veya ertelememizi istedi. Oysa bizi parçalayan, eksik algılayan, görmemezlikten gelen iki anlayışa da karşı çıkarak, Kürt ve kadın olarak kimliklerimizin bir bütün oluşturduğunu söyledik. Bu özgün ezilmişlik durumu ayrı bir gündemi ve mücadele tarzını beraberinde getirdi. Özetle Roza, feminist bir perspektifle Kürt kadınlarının sesi olmayı amaçladı, bugün ne kadar başarılı olduğu tartışmalı da olsa. Irkçılığın sadece ABD’de veya Güney Afrika’da olduğunu varsayan bir politik zeminde Türk ırkçılığını sorgulayıp gündeme getirmeye çalıştık. Aile içi şiddetten devlet şiddetine dek uzanan gündemlerimizin listesi çok uzundu ve biz azdık (…) Genel hatlarıyla, Kürdistan’da ve Türkiye’de politik atmosferin ağırlığı, yasal baskılar, az sayıda olmanın verdiği yalnızlık duygusu, kendi başına çalışmanın mali külfeti, ciddi dağıtım engelleri bir bütün olarak Roza’daki kadınları yordu ve giderek derginin çıkışını imkansızlaştırdı.”

17. sayısı 2000 yılının Haziran ayında çıkan Roza, bu tarih itibarıyla yayınına son vermek zorunda kaldı.

http://www.basnews.com/index.php/tr/lifestyle/sexual/344425

https://www.sosyalistfeministkolektif.org/wp-content/uploads/Feminist_Politika/fp_sayi_12.pdf

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.