Yargıtay’ın boşanmada kusura ilişkin son cinsiyetçi kararı

Yargıtay cinsiyetçi kararlarda sınır tanımıyor. En son kararında evlilik birliği içerisinde kocasının haberi olmadan gizlice doğum kontrol hapı kullanan kadını kusurlu buldu. Nevşehir’de yaşayan bir kadın, eşinden şiddet gördüğünü, hakaret ve tehditlere maruz kaldığını iddia ederek kocasına boşanma davası açtı. İddiaları reddeden koca da eşinin kendisinden habersiz doğum kontrol hapı kullandığını, elinden cep telefonunu düşürmediğini ve mahrem sırları başkalarına anlattığını iddia ederek karşı boşanma davası açtı. Nevşehir Aile Mahkemesi, iki tarafı da kusurlu sayarak çiftin ‘evlilik birliğinin temelinden sarsılması’ nedeniyle boşanmalarına karar verdi. Mahkemenin gerekçeli kararında erkeğin karısına uyguladığı şiddet nedeniyle, kadının da kocasından gizli şekilde doğum kontrol hapı kullandığı gerekçesiyle kusurlu sayıldığı ifade edildi. Yerel mahkeme kararını Yargıtay 2. Hukuk Dairesi onadı.

Yerel mahkeme ve yargıtayın toplumsal cinsiyet rollerini esas alan kusur değerlendirmeleri sonucu bir kadının daha haklarını elde edemediği, eşit kusurlu sayıldığı için nafaka ve tazminat alamadığı bir kararla karşı karşıyayız. Bu karar ile kadının evlilik birliği içerisinde nasıl emeğine el konuluyorsa bedeninin de her türlü kontrol altına alınması amaçlanıyor. Doğum kontrol hapı kullanıp kullanmamak bir kadının kendi bedeni ve hayatı ile ilgili vereceği bir karardır. Çocuk bakımının kadınların görevi olarak tanımlandığı patriyarkal sistemde kadınların doğurmama kararı vermesinin kusur olarak tanımlanması yargının cinsiyetçilikte geldiği noktayı gösteriyor. Üstelik doğum kontrol hapı kullanmanın şiddet ile eşit kusur sayılarak şiddetin ne kadar olağanlaştırıldığını, basit bir kusur gibi sayıldığını da bu kararla bir kez daha görüyoruz.

Altı aylık hamile eşini öldüren katil kocaya haksız tahrik indirimi

2024 Ocak ayında erkekler 28 kadını katletti. Kadın katillerine caydırıcı cezalar verilmediği için hatta verilen haksız tahrik ve iyi hal indirimleri ile katiller ödüllendirildiği için neredeyse her gün bir kadın öldürülüyor.

Konya’da 16 Aralık 2020’de altı aylık hamile eşi Sadife Yüzer’i pompalı tüfekle öldüren Ali Rıza Yüzer hakkında açılan davada Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verip “iyi hal” indirimiyle cezayı müebbet hapse çevirdi. Kararın gerekçesinde sanığın maktulün yarasına tampon yapması “iyi hal” olarak kabul edildi ve mahkeme “haksız tahrik” indirimi uygulamadı.

İstinaf aşamasında, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi cezayı fazla bulup kararı bozarak dosyayı yeniden 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Yerel mahkeme yine aynı kararı verdi. Dosya, tekrar Konya Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderildi. Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi sanık Ali Rıza Yüzer hakkında verdiği müebbet hapis cezasını “maktulenin olayın hemen öncesinde sanığa ‘Efe sadece senin çocuğun, diğerleri senden değil, karnımda olan çocuk da senden değil’ sözünü söyleyip söylemediğinin olay anında, olay mahallinde sanık ve maktule dışında başkaca kimsenin bulunmaması karşısında bu sözün maktule tarafından söylendiği yönündeki sanık savunmasının aksinin ispatının mümkün olmadığı gerekçesiyle suçun ‘haksız tahrik’ altında işlendiğini” belirterek indirdi. Heyet ayrıca sanığa iyi hal indirimi uygulayıp cezayı 23 yıla düşürdü.

Kadının altı aylık hamile olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi gereken bu dosyada ne haksız tahrik ne de iyi hal indirimi uygulanabilir. Bölge Adliye Mahkemesi’nin “haksız tahrik” gerekçesi olarak gösterdiği ve öldürülen kadının söylediği iddia edilen “çocuklar senden değil “cümlesini biz birçok kadın cinayeti dosyasından tanıyoruz. Klasik erkeklik savunması ile haksız tahrik indirimi almak için söylenen kalıplaşmış iftiralardan biri. Öldürülen kadın hiçbir şekilde kendini savunamadığından katil erkekler cezalarında indirim almak için öldürdüğü kadının arkasından bir “namus” meselesi varmış gibi bir algı yaratarak haksız tahrik indirimi alacağını çok iyi biliyor. Mahkeme sanığın savunmalarının aksini ispat edecek delil yani bu sözleri duyan bir tanık olmadığı gerekçesi ile sanığın savunmasını doğru kabul ediyor. Oysa tam aksine sanığın savunmasını destekleyecek bir delil olmadığı için bu sözlerin söylendiğini kabul etmemesi gerekir. Üstelik hiçbir delille desteklenmeyen sadece katil kocanın lafı ile yerel mahkeme DNA testi isteyerek sanığın ölen bebeğin babası olduğu da ortaya çıkıyor. Bir an için kadının bu sözleri gerçekten söylediğini kabul etsek bile haksız tahrik uygulanmasının yasal koşulları oluşmuş değil çünkü  hukuken haksız sayılacak bir fiil olarak değerlendirilemeyecek olan bu sözler sadece bir boşanma gerekçesi olabilirdi.

Bölge Adliye Mahkemesi’nin bu cinsiyetçi kararı temyiz edilerek Yargıtay’a gönderildi. Yargıtay 1. Ceza Dairesi ise hukuken olması gerektiği gibi sanık Ali Rıza Yüzer’in cinayeti haksız tahrik hükümleri olmadan işlediğine kanaat getirerek oy çokluğuyla yeniden yargılanması talebiyle dosyayı Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderdi. Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’nde geçen hafta yeniden görülen duruşmada heyet sanığa haksız tahrik ve iyi hal indirimi uygulayarak cezayı 23 yıla düşürerek, ısrarlı bir şekilde cezayı yineledi. Yeniden Yargıtay’a gidecek olan dosyada son kararı Yargıtay Ceza Genel Kurulu verecek.

İngiltere’deki cinsel suç mağdurlarına yönelik tutumlar ele alındı: Akademik çalışma önyargıları ortaya koyuyor

İngiltere’deki cinsel suç mağdurlarına yönelik tutumları inceleyen ilk kapsamlı akademik çalışmanın bulguları yayınlandı. Araştırmaya göre, savcılar ve polis memurları genellikle genç şüphelilere karşı genç mağdurların iddia ettiği suçları küçümsüyor, mağduru suçlayan bir dil kullanıyor ve alışılmadık cinsel uygulamalara karşı önyargılı yaklaşıyorlar. Örneğin, bir rapora göre, bir savcı, mağdurun iddia edilen fail ile hiçbir şekilde iletişim kurmayacağını düşünüyor; bir başka savcı ise ergen kızların iddia ettikleri penetrasyon içermeyen cinsel suçların, daha ciddi vakaların incelenmesine zarar verdiğini öne sürüyor.

AİHM ilk kez bir ev içi şiddet durumunda acil tedbir talebini kabul etti

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Azerbaycan’da yaşayan bir kadını kendisine şiddet uygulayan eski kocasının aniden serbest bırakılmasından korumak için Azerbaycan devletinin gerekli adımları atmasına hükmetti. AİHM böylece ilk kez bir ev içi şiddet durumunda acil tedbir talebini kabul etmiş oldu.

Fail, kadına 10 yıllık evlilikleri boyunca fiziksel ve psikolojik şiddet uygulamış ve 2019 yılında kadını ve annesini öldürmeye teşebbüsle suçlanarak tutuklanmıştı. Tutuklu olduğu esnada da kadına telefonla şiddet uygulamaya devam etti. Ancak bu esnada fail psikiyatrik değerlendirme talep etti ve ilk değerlendirmede psikiyatrik bir sorunu olmadığı tespit edilmesine rağmen itirazı üzerine yapılan ikinci değerlendirme sonucunda psikiyatri hastanesine sevk edildi. Bunun üzerine hastaneden her an salıverilme ihtimalinin kadın için hayati risk oluşturduğu iddiasıyla AİHM’e geçici tedbir alınması yönünde Kural 39’a ilişkin bir talepte bulunuldu. Verilen tedbir kararında mahkeme Azerbaycan Hükümeti’nin, kadının özellikle de yaşam hakkına (2. Madde) ve işkence veya insanlık dışı veya aşağılayıcı muamelenin yasaklanmasına (3. Madde) saygı gösterilmesini sağlamasına hükmetti. Ayrıca Hükümet’in, ev hapsi de dahil olmak üzere, failin serbest bırakılmasına yönelik her türlü plan hakkında, “bu tür işlemler başlatılır başlatılmaz ve her halükarda tahliye için belirlenen tarihten 72 saat önce” hem Mahkeme’yi hem de başvuranları bilgilendirmesine hükmetti.

Chantal Akerman retrospektifi: ‘Patates sahnesinde her şey var’

Kadıköy Sinematek Mart ayı boyunca feminist yönetmen Chantal Akerman’ın filmlerine ev sahipliği yapıyor. Retrospektif kapsamında Akerman’ın kısa filmlerini, sıra dışı belgesellerini ve aralarında ünlü Jeanne Dielman’ın da bulunduğu uzun metrajlı filmlerini izlemek mümkün. Jeanne Dielman (1975), İngiliz sinema dergisi Sight and Sound’un 2022’de yaptığı son oylamada, sinema eleştirmenleri tarafından tüm zamanların en iyi filmi seçilerek kadın yönetmenleri göz ardı eden yerleşik düzeni sarsmıştı. Üç saat yirmi dakika süren bu deneysel film, yaşamının büyük bir bölümünü ev işleriyle geçiren bir kadının üç gününü anlatıyor. Pek çok sahne (özellikle mutfakta geçenler) gerçek zamanlı çekilmiş ve Akerman’ın annesinin filme dair şu yorumunda söylediği gibi “patates sahnesinde her şey var”.

Retrospektif 7 Nisan’a kadar gösterimde kalacak. Öne çıkan öteki filmler arasında lezbiyen cinselliğini beyazperdeye taşıyan Ben Sen O, Akerman’ın hayatından kesitler alan Anna’nın Buluşmaları, Evden Haberler, No Home Movie sayılabilir. İzleme olanağı bulduğumuz filmlerin pek çoğu deneysel özellikler gösterse de avangart sevmeyenler için eğlenceli ve anaakım sinemaya yakın duran Golden Eighties gibi seçenekler de mevcut.

Geceyi Yürümek Sergisi 8 Mart’tan itibaren Odeon Pergamon Kültür Sanat Alanı’nda

“Geceyi Yürümek” sergisi, Tersine Çevir projesi kapsamında Ocak ve Şubat aylarında gerçekleşen Günseli Baki’nin yürütücülüğünü yaptığı Geceyi Yürümek Atölyesi sürecinde üretilen çalışmaları bir araya getiriyor.

Sağaltıcı ve yaratıcı bir deneyim alanı yaratabilmenin olanaklarını katılımcılarla birlikte tartışan, Virginia Woolf’tan, Agnes Varda’ya, Yoko Ono’dan, Rebecca Solnit’e kadar birçok düşünür, yazar ve sanatçı kadının yaratıcı süreçlerinin ve avangard sanat pratiklerinin işlendiği atölye sürecinde sanatçılar gece yürüyüşleri gerçekleştirdiler. Sergi, farkı şehirlerde “sürüklenen” ve belirsizliğe, keşfetmeye, kaybolmaya, kimliği yok etmeye, kendini bulmaya, varoluşuyla yüzleşmeye yürüyen, geceyi sahiplenen sanatçı kadınların gece yürüyüş anlatılarına odaklanıyor. 8 Mart’ta İzmir Bergama’da, Odeon Pergamon Kültür Sanat Alanı’nda açılacak olan sergi izleyiciyi, aşina olandan uzak bir zaman diliminde zihnin bedenle dansının düşündürdüklerine davet ediyor.

Sergi 1 Nisan tarihine kadar cuma, cumartesi, pazar ve pazartesi günleri Odeon Pergamon Kültür Sanat Alanı’nda görülebilir.

Sanatçılar: Aslıhan Güçlü, Aysel Özkan, Begüm Telci, Duygu Şahin Aslan, Gözde Yenipazarlı, Hale Yiğit, Nesrin Ermiş Pavlis, Özge Enginöz, Pınar Boztepe Mutlu, Rojbin Deniz Özyürek, Selin Atik, Sezgi Abalı, Şerife Aslan, Yasemin Atasoy, Zülal Güler

Geceyi Yürümek Atölyesi ve Sergi Kürasyonu: Günseli Baki

 

Bir cevap yazın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.