Başbakan’ın, “Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum”, “Yatıyorsunuz kalkıyorsunuz ‘Uludere’ diyorsunuz. Her kürtaj bir Uludere’dir. Anne karnında bir yavruyu öldürmenin doğumdan sonra öldürmeden ne farkı var, soruyorum sizlere. Bu milleti dünya sahnesinden silmek için sinsice bir plan olduğunu bilmek durumundayız” açıklamaları, kürtaj ve sezaryen konusunu gündeme taşıdı.

Bu açıklamaya sokaktaki ilk tepki İstanbul Feminist Kolektif’ten geldi. 27 Mayıs’ta feministler, “Kürtaj haktır, Uludere katliam” diyerek Dolmabahçe’deki başbakanlık ofisi önünde, “Kürtaj hakkımdan başbakana ne?” pankartını açıp yol kesti. Farklı şehirlerde kadınlar sokaklara çıktı. Toplumun her kesiminden tepkiler yükseldi. 4 Haziran günü Kadıköy’de binlerce kadın “Kürtaj hakkımızı tartıştırmıyoruz. Kürtaj haktır, Uludere katliam” ana sloganıyla miting yaptı; kurtajyasaklanamaz.com sitesinde toplanan 60 bin bireyin ve 1000’e yakın kurumun imzası TBMM’ne ve hükümet üyelerine yollandı. Bianet’in açtığı kampanyaya, “Benim bedenim, benim kararım”, “Bu benim meselem” diyen kadınlar ile “Kadının/karımın/kızımın bedeni – kadının/onun kararı” diyen erkekler yoğun katılım sağladı. Bu süreçte en geniş katılımlı ve sürekliliği olan; afiş, bildiri ve broşürlerle sesini duyurmaya çalışan Kürtaj Haktır, Karar Kadınların Platformu, 8 ve 17 Haziran’da birçok şehirde eşzamanlı eylemler düzenledi. Kürtaj açıklamaları AKP’nin aile politikaları üzerinden kadın bedenini ve cinselliğini kontrol etme/denetleme hedefinin bir parçası olarak gündeme getirildi.

Kürtajın yasaklanmak istenmesine karşı mevcut AKP karşıtı saflaşmanın ötesinde bir muhalefet ortaya çıktı. AKP içinden de kadınlar kimi zaman güçlü, kimi zaman daha alçak sesle tepkilerini dile getirdiler. Sokakta yürüyen kadın mücadelesinde ise “Kürtaj haktır”, “Bedenimiz bizimdir” sözleri politik olarak öne çıktı. Erdoğan “Bedenimiz bizimdir” sloganı üzerinden feministleri muhatap alarak sloganın yanlış olduğunu iddia etti. Ancak kürtajı yasaklamaya güçleri yetmedi, geri adım attılar. Ne var ki hükümet, kadınların doğurganlıklarını ve cinselliklerini denetleme amacını dolaylı olarak gerçekleştirme yoluna girdi. Daha önce yasalaşan gebe, bebek, lohusa izleme sistemi (GEBLİZ) ile kadınları fişlemeye başladılar. Kürtajı resmen yasaklayamayan hükümet yaptığı düzenlemelerle kamuda ücretsiz kürtaj yapılmasını fiilen yasaklamış oldu.

https://www.youtube.com/watch?v=UPYQsYJx1bo&feature=share

http://www.sosyalistfeministkolektif.org/web-yazilari/kurtaj-web-yazilari/kurtaj-haktir-ne-demek/

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.