Gamze Özkök
Taşıma Kapasitesi
Her bedenin bir taşıma kapasitesi vardır. Kimi yükler poşetlerde, açılmayan telefonlarda, ertelenmiş çatlaklarda birikir.
Son zamanlarda Instagram’da en çok karşıma çıkan videolar bunlar: koşmaya başlayan...
Bir yön duygusu: Mücadelenin koşulları üzerine
Bir hareketi ayakta tutan şey yalnızca haklılığı değil, yükün, bilginin ve sorumluluğun dolaşabilmesidir. Bu yazı, feminist mücadelenin sürekliliğini mümkün kılan koşulları ve kolektif bir...
İçimizdeki harita: Sahiciliğin yeri
İçimizdeki harita, bize öğretilen duygulardan değil; taşıyabildiğimiz hakikatten oluşur.
Duyguların bize nasıl öğretildiğini çoğu zaman fark etmiyoruz. İçimizden geçen bir hissin nerede gerçekten bize ait...
Öfkenin poetikası
“Bir kadının öfkesi, bir devletin şiddetinden daha tehlikeli görülüyorsa, mesele duyguların değil, iktidarın yönetimidir.”
“Bu öfke neden?” sorusu, çoğu zaman samimi bir merak değil, bir...
Aidiyetin çatallanması: Ne burada ne orada olmak
Hiçbir yere tam olarak ait olamamak bir eksiklik değil; feminist özgürleşme tahayyülünü genişleten kurucu bir imkândır.
Aidiyet denince akla hep kökler gelir: sağlam, derin, sarsılmaz....
Yalnızlığa göçün içinden bakmak
Bazen anlatmak değil mesele; hiçbir yere sığmayanı bir yere bırakmak.
Bu yazı, İsviçre’de göçmen bir kadın olarak geçirdiğim yılların içinden yazıldı. Ama bir ülkeye dair...
Kolektifin kırılgan hafızası
Feminist ilkeleri referans alan ancak kökenini karma ve hiyerarşik örgütsel geleneklerden alan kimi kadın yapılarında, sessizlik, dışlama ve güvensizlikle yeniden üretilen patriyarkal ilişkiler sorgulanıyor....
Bir mektubun ardından: Babasızlığın sessiz yası
Babalık bu topraklarda sevgiyle değil, otoriteyle tanımlanır. Güçle, kontrolle, korkuyla.
Bazen bir başkasının kelimeleri, insanın kendi iç sesi gibi yankılanır. Sırrı Süreyya Önder’in ardından Ceren’in...







