Bazı Japon şirketlerin kadınların kariyerlerine ivme kazandırmak için başlattıkları politikalar, hem işte hem evde cinsiyet eşitliğini desteklediği için daha etkili olabilir

Kasım 2008. Aozora Bank’ın yöneticilerinden Michiko Achilles bankanın Tokyo’daki ana merkezinde astlarıyla konuşurken. Achilles, o sene bankada yönetici olunca, Japonya’da çok sayıda kadının iş kariyerlerini bloke eden “demir tavan*”ı kırıp geçmişti. Ancak uluslararası bir araştırmaya göre, Japon kadın meslektaşlarının durumu onun gerisinde.

Becky Allen, Gayle Tzemach Lemmon

Ülkenin tarihinden belirgin biçimde ayrışarak, bugün Japonya’daki bazı şirketler, doğum iznini azaltmak ve kadınların işe dönüşünü hızlandırmak adına anneleri iş yerinde terfi ettirerek sorumluluklarını artırıyor ve finansal teşviklerle destekliyor.

Bu ilk bakışta mantığa aykırı gözüküyor – çünkü araştırmalar, kadınların doğumdan sonra en az 12 hafta izin verildiklerinde ve sonrasında esnek bir mesai planı ayarlayabildiklerinde işe dönüşlerinin daha olası olduğunu gösteriyor. Ancak, anne ve babaların müşterek 14 aya kadar izin alabildikleri Japonya örneğinde, bazı anneler ‘anne kulvarı’nı fazla yavaş buluyor.

2013’ten itibaren Başbakan Shinzo Abe, kadınların işgücüne katılımının artmasını ekonomik büyüme planının temel bir unsuru haline getirdi. Araştırmalar, womenomics (cinsiyet eşitliği ve ekonomik büyümeyi birbiriyle bağlantılandırmak, ç.n.) olarak bilinen stratejinin Japonya’nın gayrisafi yurt içi hasılasını yüzde 15 oranında artırabileceğini ve ülkenin daralan iş gücünü genişletmeye yardımcı olacağını ileri sürüyor.

Ancak Abe’nin womenomics gündemine dair soru işaretleri olanlar, kadınların ekonomik potansiyelinin sadece politika değişiklikleriyle açığa çıkamayacağını savunuyorlar. Kadınlara yönelik kültürel tutumların da dönüşmesi gerektiğini belirtiyorlar.

Örneğin bir eleştirmene göre, Japonya’nın ‘cinsiyetçi statüko’su, üretken rolleri erkeklere, yeniden-üretim rollerini kadınlara pay etmeye devam ediyor. Dünyadaki en liberal ücretli ebeveyn izni politikalarından birine sahip olsa da, ülkede babaların sadece yüzde 2’si izinlerini kullanıyor ve kalanı çocuk bakımını anneye bırakıyor. Bu bakımdan, Japonya’da annelerin yüzde 68’inin evlendikten veya doğumdan sonra işlerini bırakıyor olması şaşırtıcı olmayabilir. İş gücü içerisinde kalan kadınların çoğunluğu da yarı zamanlı veya düzensiz iş arıyor.

Bu şu soruyu doğuruyor: Abe’nin womenomics politikası başarılı oluyor mu?

Veriler muhalifleri destekliyor. 15 ila 64 yaş arasındaki kadınların işgücüne katılım oranı yalnız yüzde 2 oranında arttı; womenomics’in Japonya’ya tanıtıldığı 2013’te yüzde 65’ten 2015’te yüzde 67’ye çıktı. Dahası, üst düzey yöneticilik rolleri kadınlar için erişilebilir olmadı; 2014’te Japonya’nın zirvesindeki 20 şirketin yönetim kurulu üyelerinden sadece yüzde biri kadındı.

Kadınların işgücüne katılımının önündeki bariyerler arasında makul fiyatta ve kaliteli çocuk bakımına erişim zorluğu ve kadınları erkeklerden daha az kazanmaya teşvik eden vergi indirimleri[i] de var. Bunlar, politikaların gözden geçirilmesini gerektiren faktörler. Bununla birlikte, bazı Japon şirketlerin kadınların kariyerlerine ivme kazandırmak için başlattıkları politikalar, hem işte hem evde cinsiyet eşitliğini desteklediği için daha etkili olabilir.

Mesela, Japonya’nın en büyük inşaat şirketlerinden Taisei tüm babalardan ebeveyn iznini kullanmalarını talep etmekle kalmadı, ayrıca babaların izinleri boyunca yaşadıklarını paylaşabilecekleri aylık bir yayın başlattı. Başka bir Japon firma Daikin, doğum izninin altı ayını veya daha azını kullanan annelere daha fazla çocuk bakım desteği vermeye başladı.

Bu politikalar, doğumdan sonra işe dönmeyi seçen kadınları destekliyor ve babaları çocuk büyütmede daha fazla sorumluluk almaya teşvik ediyor. Bu politikalar ayrıca, kadının işte, erkeğin de evdeki rollerinin daha önemli addedilmesini sağlayacak kültürel değişimlere de yol açabilir.

Dahası, bu politikalar uzun dönemli bir fayda da sağlayabilir: Eğer anneleri işgücü içinde muhafaza edebilir ve üst düzey yönetime taşıyabilirse, bu yeni anneler için rol modellerinin olduğu bir sistemin ortaya çıkmasına yardımcı olacak. Bu fırsatların varlığı da, doğumdan sonra işgücünden tamamen ayrılan kadınların oranını düşürebilir.

Çeviri: Hazal Özvarış

Bu yazı 21 Şubat 2017’de blogs.cfr.org’da yayınlandı.

*ç.n.: Japonya’da kadınların iş gücünde karşılaştıkları engellerin “cam tavan”dan (glass ceiling)daha belirgin ve zor olduğunu tanımlamak için kullanılan bir kavram “demir tavan” (iron ceiling).

[i] ç.n.: Vergilendirme politikalarının kadınların iş gücüne eşit katılımına nasıl engel olabileceğine dair daha fazla bilgi için bkz. (İngilizce): https://taxfoundation.org/how-tax-code-can-harm-women-japanese-case-study/

Cevapla

Please enter your comment!
Lütfen adınızı yazın.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.