Kadın hakları hareketi Ni Una Menos (Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz) Arjantin genelindeki ilk yürüyüşünden tam iki yıl sonra 3 Haziran’da bir kez daha sokaklarda olacak. Yürüyüşü planlamak üzere ilk toplantı yapıldı ve toplantıyla ilgili “Devlet kurumlarının ve maço şiddetinin dişlilerine karşı 3 Haziran’da [de Mayo] meydan[ın]a geri dönüyoruz. Onları sağ ve özgür istiyoruz.’’ başlıklı açıklama yayınlandı.

“Yürüyüşlerimiz sırasında birlikte olmanın verdiği muzafferane ruha takılı kalıp, sonrasında önümüzdeki mücadelenin o kadar da zorlu geçmeyeceğine dair kendimizi kandırmak kolay olabilir. Fakat hakikatte, mücadeleye dönmek hiç bu kadar acil olmamıştı; 2008’den beri kadın cinayetleri oranı her 40 saatte 1’den her 18 saatte 1’e yükseldi. Geçtiğimiz ay takvimdeki her bir güne bir kadın cinayeti düştü.’’

Oluşumun tek talebi kadın cinayetlerini bitirmek değil; açıklamanın devamı şöyle:

Sokaklarda her daim fikirler uçuşur, güçler bir araya gelir ve bağlar güçlenir. 10 Mayıs’ta kararlı ve neşeli bir şekilde Las Madres meydanında [başkentteki Plaza de Mayo meydanının çocukları 70’li yıllardaki askeri diktatörlük rejimince ‘kaybedilen’ annelerce ele geçirilmesine referansla] 500.000’imiz birden devlet terörizminin cezasız kalmasına karşı ‘hayır’ı yeniden dillendirdik ve bu cezasızlığın kabulünü bizlere dayatmak isteyenlere de bir ‘hayır’ dedik. [Burada yüksek mahkemenin ‘insanlığa karşı suç’la ilgili davalarda uyguladığı tartışmalı bire iki yasasına karşı yapılan protestolara atıf yapıldı.]

Siyasi iktidar ve kiliseyle suç ortaklığı yapan kadın düşmanı yargı gücüne ‘hayır’. Olaylar silsilesi rastlantısal değil: Tiksindirici zaafın yüksek mahkeme ile ilgili kısmı piskoposların konferansında dile getirilen, askeri diktatörlüğün kurbanları ve şiddetin faillerinin ‘barıştırılmasına’ yönelik fikrin hükümetin resmi açıklamasıyla desteklenmesinden sonra geldi. Bu süreçte, kaçakçılar dahil, ayırt edilmeksizin şiddet suçlarından yargılanan herkesin gözaltı ve tutukluluk koşullarının ağırlaştırılmasına yönelik tartışmalar sürüp giderken (buradaki esas amaç kadın tutukluları hedef almak), hükümet bizi yasal bir hak olan protestoyu ‘isyana teşvik’ (devlet aygıtını yıkmak için, kasıtlı provokasyonlar yaratmak) olarak kabul etmekle tehdit ediyordu. (Bu, toplumsal ihtiyaçları destekleyen protestoculara karşı kullanmakla her zaman tehdit ettikleri bir şey. Toplumsal hareketlerin kriminalize edilmesine yol açıyor, her birimizi cezalandırıyor; fakat Cambiemos koalisyon hükümeti döneminden beri siyasi tutuklu olan Milagro Sala’nın durumundan ve deneyimlerinden de aşikar olduğu gibi uygulanıyor da.)

Karmaşa sürüp giderken, baskıcı güçler kadınlara karşı saldırıya geçtiler; kadın cinayetlerinin üzerini örttüler veya devletin bizlere karşı kullanılmasını önerdiği silahlara sarıldılar; sokaklarda bastırıldık; protesto ettiğimizde keyfi bir biçimde tutuklandık ve kendi tuttuğumuz raporlarımızı polis merkezine bıraktığımızda veya yardım istediğimizde reddedildik. Uluslararası Kadın Grevi eylemlerinden iki ay sonra, protestolarımıza misilleme olarak 26’mıza soruşturma açıldı. Ve kendisini ‘düzeltici’ tecavüze karşı savunduğu için tutuklanan bir lezbiyen olan Higui’nin serbest bırakılması için yapılan savunma dinlenmedi.

Alanlarda olmanın çılgınlığı denen şeyle ivmelenen feminist isyan güç kazandı. Bugün kendilerini meydanlarda bulan feministler gibi, siyasi eylemlilikleri olmuş anneanne ve annelerimizi kucaklıyoruz. Cezasızlığa karşı beyaz mendillerin meydanlarda dalgalanmasıyla başlayan isyan gibi (yine Plaza de Mayo annelerine atıfla) baskıcı güçler ve maço şiddeti vasıtasıyla mahallelerimizde ve evlerimizde her gün patlak veren şiddete karşı, 3 Haziran’da meydanlara çıkıyoruz. Maçoluk evlerimizin içerisindeki faşizmdir.

Yüksek mahkemenin 2×1 kanununu soykırım suçlularının davalarında uyguladığı gün, üç er ve bir garnizon onbaşısı, solcu ve feminist olmasıyla bilinen Las Rojas’ın aktif bir üyesi olan Sarmiento Üniversitesi öğrencisi bir kadına tecavüze kalkıştı. Bu zamanlama erkekler arasındaki, ayrıcalıklı konumlarını zorbalıkla koruma ve toplum üzerindeki tahakkümlerini sürdürmeye yönelik anlaşmayı açık ediyor. Bunu açıkça dillendirmediklerinde dahi, kadın bedenini disipline etme, özgür ve otonom her davranışı cezalandırma konusunda hemfikirler. 

Bizleri kürtaj hakkımızı ararken tutuklanma düşüncesiyle tehdit ediyorlar; dışarı çıktığımızda tecavüze uğramakla; onların ‘saf ve masum kurban’ rolüne uymadığımızda ‘şüpheli’ olmakla. Bizi eli kolu bağlı ve boyun eğmiş halde görmek istiyorlar. Ev içi düzenine boyun eğen ve sokakların tehlikelerine karşı tetikte olan. Sözde güvenlik ve adalet meseleleriyle ilgilenen kurumlar ve medyanın söylemleri de böyle; onların ilgi gösterme anlayışları her zaman kısıtlamalarla ilgili. Bize tuzaklar kuruyorlar; daha fazla hapishane hücresi veya daha büyük cezalar öneriyorlar. Ve onların favori teraneleri; güvenliği sağlamak için olağanüstü hal ilan etmek, ki haklarımızı daha kolayca kısıtlasınlar ve daha da zorba olabilmelerine olanak sağlasınlar.

Nisan ayında her gün en azından bir kadın daha eksildik; bazı günlerde bir veya iki isim ölü veya kayıp olarak belirdi. Maço şiddetinin bizlere acıması yok. Bizi yasın sürekli şokuyla itaat ettirmeye çalışıyorlar. Fakat bu isimlerin hepsine ve her birine söz verdik ve bütün bu acının içinde gücümüzü yeniden kazanacağız. Hayatlarımızın her alanını sarsan ve buradan sokaklara taşan Ni Una Menos kolektif bir çığlık ve kucaklaşmadır. Zayıf olabiliriz, fakat birlikte olmak ve birbirimiz için orada olmak bizi güçlü kılıyor.

Feminist meclislerde bir araya geleceğiz ve 3 Haziran’da sokaklarda yeniden buluşacağız.

Ni Una Menos

Hayatta ve özgür olmak istiyoruz!’’

Çeviren: Deniz Özge Çiçek

12.5.2017 tarihinde the bubble sitesinde yayınlandı.

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here