Küresel düzeyde, öldürülen kadınların yaklaşık yüzde 55’i eşleri tarafından öldürülüyor. Kadınlara yönelik şiddet, psikolojik istismardan bir tür cinsel saldırganlığa ve Harvey Weinstein’ın işlediği iddia edilen tecavüze kadar birçok biçimde gerçekleşebiliyor. Namus cinayetleri, fiziksel saldırılar, kız çocuklarının öldürülmesi ve kadın sünneti, kadın ticareti trafiği, zorla evlendirme ve işyerinde ve okulda cinsel taciz de toplumsal cinsiyete dayalı şiddet olarak kabul edilmekte.

Unit Bektas/Reuters

Yazarlar: Valerie Dobiesz, Julia Brooks

Yakın zamanda Harvey Weinstein’dan Bill O’Reilly’e uzanan Amerikan medya endüstrisindeki yaygın cinsel saldırganlık ABD’de kadına yönelik şiddetle ilgili olarak büyük bir şoku ortaya çıkardı ve tartışmayı ateşledi. Cinsel taciz iş dünyası kodamanlarının seçkin alanlarında ortaya çıkan bir şey değil. Ulusal düzeyde ve hatta diğer suçlar genellikle düşüşteyken bile korkutucu düzeyde yaygınlığını korumaya devam ediyor.

ABD’de 2006 yılında yapılan bir çalışmaya göre, üniversite öğrencisi kadınların yüzde 27’si -öpmekten anal ilişkiye kadar- zorla cinsel ilişkinin bir türüne maruz kaldıklarını bildirmişler. Kadın öğrencilerin sadece yüzde 20’sinin yasal olarak şikayet ettiği düşünüldüğünde cinsel şiddetin büyük ölçüde kayıtlara geçmemiş olduğu açıktır. Öte yandan cinsel taciz ABD ile sınırlı değildir. Birleşmiş Milletler (BM) toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin bir “küresel salgın” olduğunu duyurdu. Harvard Humanitarian Initiative’den acil tıp ve hukuk uzmanları, dünyada yaşayan kadınların kabaca yüzde 33’ünün hayatına dokunan, ulusal sınırları ve sınıfları aşan bir sorun olduğunu kabul etmek gerektiğine inanıyorlar.

Dert dünyası

Dünya Sağlık Örgütü dünyada her üç kadından birinin, birçoğu 15 yaşına gelmeden önce olmak üzere, hayatı boyunca fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalacağını öngörüyor.

Gerçekte, kırsal alanda yaşayan birçok kadının ilk cinsel deneyimi zorla cinsel ilişki oluyor. Tanzanya’nın kırsal bölgelerinde bu oran yüzde 17, Gana’da 21, Peru’da 24, Bangladeş’te 30 ve Güney Afrika’da 40; ilk cinsel deneyimlerinin kadınların rızası dışında gerçekleştiğini rapor ediyor. Eş şiddeti de küresel olarak yaygın. Dünya Sağlık Örgütü’nün bir çalışmasına göre İngiltere, Meksika, Nikaragua, Peru ve Zimbabveli kentli kadınlar erkek arkadaşlarının ya da eşlerinin kendilerine karşı bir tür cinsel şiddet uyguladığını bildirdiler. Küresel düzeyde öldürülen kadınların yaklaşık yüzde 55’i eşleri tarafından öldürülüyor. Kadınlara yönelik şiddet, psikolojik istismardan bir tür cinsel saldırganlığa ve Harvey Weinstein’ın işlediği iddia edilen tecavüze kadar birçok biçimde gerçekleşebiliyor. Namus cinayetleri, fiziksel saldırılar, kız çocuklarının öldürülmesi ve kadın sünneti, kadın ticareti trafiği, zorla evlendirme ve işyerinde ve okulda cinsel taciz de toplumsal cinsiyete dayalı şiddet olarak kabul edilmekte. Oranlar ülkeden ülkeye değişebiliyor. Örneğin Japonya’da yüzde 15 iken Etyopya’da yüzde 71 olabiliyor, fakat şiddet aslında her yerde yaşanan bir kadın deneyimi.

Dünyada kadına yönelik şiddet

Cinsel saldırganlığı da içerecek şekilde toplumsal cinsiyete dayalı şiddet dünyada her ülkede ve her sosyoekonomik düzeyde kadınlara dokunuyor.

Bölge (Dünya Sağlık Örgütü) Ülkeler Oran
Afrika Botsvana, Kamerun, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Etiyopya, Kenya, Lesotho, Liberya, Malavi, Mozambik, Namibya, Ruanda, Güney Afrika, Swaziland, Uganda, Tanzanya, Zambiya, Zimbabve %36.6
Amerika Brezilya, Şili, Kolombiya, Kosta Rika, Dominik Cumhuriyeti, Ekvador, El Salvador, Haiti, Honduras, Jamaika, Meksika, Nikaragua, Paraguay, Peru, Bolivya %29.8
Doğu Akdeniz Mısır, Iran, Irak, Ürdün, Filistin %37.0
Avrupa Arnavutluk, Azerbaycan, Gürcistan, Litvanya, Moldova, Romanya, Rusya, Sırbistan, Türkiye, Ukrayna %25.4
Güneydoğu Asya Bangladeş, Timor-Leste, Hindistan, Myanmar, Sri Lanka, Tayland %37.7
Batı Pasifik Kamboçya, Çin, Filipinler, Samoa, Vietnam %24.6
Yüksek gelirli ülkeler Avusturalya, Kanada, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, Hong Kong, İzlanda, İrlanda, İsrail, Japonya, Hollanda, Yeni Zelanda, Norveç, Polonya, Güney Kore, İspanya, İsveç, ABD %23.2

Yanılma payı bölgelere göre değişiklik gösterebilir.
The Conversation, CC-BY-ND

Kaynak: Dünya Sağlık Örgütü

Cinsel şiddet suçu özellikle savaş alanları, mülteci kampları ve felaket bölgeleri gibi kriz ortamlarında işleniyor. Bu bölgelerde, insani yardım için giden görevlilerin bile bu suça karşı bağışıklığı yok. Tufts Üniversitesi’nden Dyan Mazurana ve meslektaşları Güney Sudan, Afganistan ve Haiti’de insani yardım için çalışan kadınlara çoğunlukla meslektaşları tarafından ciddi oranda cinsel taciz uygulandığını buldular.

Yaşa göre eş şiddeti

19 yaşına dek, dünyada kadınların yüzde 30’u erkek arkadaşları veya kocaları tarafından cinsel tacize uğruyor. Orta yaşa gelindiğinde bu oran neredeyse yüzde 40’a ulaşıyor. 55 yaş ve üstü grupta görülen düşüş, eş şiddetinde gerçek bir azalmaya değil daha ileri yaşlara ilişkin verinin olmamasına bağlanıyor.

Cinsel şiddeti açıklamak

Bu yaygın olgunun arkasındaki itici güçler neler? Araştırmalar, cinsel şiddetin, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsiz güç ilişkileri gibi etkenlerin yanı sıra iktidara dayalı eşitsizlik gibi çok çeşitli nedenleri olduğunu gösteriyor. Örneğin, cinsel şiddet, şiddetin genel kabul gördüğü kültürlerde, ailenin namusunun, cinsel saflığa inancın güçlü olduğu ve erkeğin cinsel gücünün önemsendiği kültürlerde daha sık meydana geliyor.

Toplumsal cinsiyet eşitliğinde iyi durumda olan ülkelerde, örneğin ABD’de bile cinsel şiddetin faillerine karşı yasal yaptırım yeterince etkili olmadığında bu tür davranışlar teşvik edilmiş veya bunlara göz yumulmuş olabiliyor. O halde bu kültürel kabul mü? Weinstein’in cinsel saldırganlık davranışının film endüstrisinde uzun zamandır sürdüğü biliniyor ve mağdur kadınlar konuşana dek bir yaptırıma uğramadan bu tacizkar davranışlara devam etmesine izin verildi. Aynı şekilde, Fox News, cinsel tacizine uğradığını bildiren kadınların şikayeti üzerine 6.000.000 dolardan fazla tazminat ödemeyi kabul ettiği halde Bill O’Reilly’nin sözleşmesini yeniledi. Bir konuda farkındalık önemli birşey, ancak buna bağlı olarak harekete geçmek başka şey.

Düşük eğitimli, kötü muamele görmüş olan, çocukken ailesinde şiddet görmüş olan erkekler cinsel şiddet kullanma eğilimi yüksek olanlar. Çünkü şiddet şiddeti doğuruyor, çalıştığımız çatışma bölgelerinde bu bağlantı çok açık halde. Savaşlarda toplu tecavüzler uzun süredir bir silah olarak kullanıldı ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Kolombiya ve Güney Sudan’daki çatışmalarda görüldüğü gibi kayıtlara geçti. Bu konudaki en sessiz vakalar Ruanda ve Bosna soykırımlarında görülüyor. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne göre, 1994 yılında 500,000’den fazla Ruandalı kadına etnik temizliğin bir parçası olarak tecavüz edildi. Aynı şekilde 1992-1995 yılları arasında onbinlerce Bosnalı kadın ve kız çocuğu sistematik biçimde tecavüze uğradı.

Evde, sokakta ya da savaşta kadınlara karşı şiddet, özel ve kamusal alanda gerçekleşen bir insan hakları ihlalidir.

Psikolojik travma

Nerede ve ne şekilde gerçekleşirse gerçekleşsin kadınlar ve kız çocuklarına karşı şiddet, onlar ve toplumlar için başlıca halk sağlığı sorunu olma niteliği taşıyor.

Eş şiddetine maruz kalan kadınların yüzde 42’si bu tacizlerin sonucunda morluklar, sıyrıklar, kesikler, kırıklar, kulaklar ve gözlerde hasarlar bildiriyorlar. Şiddet kurbanı kadınların cinsel yolla bulaşan HIV, frengi, chlamydia enfeksiyonu ve bel soğukluğu gibi hastalıklara yakalanma olasılıkları normalden 1,5 kat, depresyon ve alkol sorunu ile karşılaşma olasılıkları normalden iki kat, kürtaj yaptırma olasılıkları yine normalden iki kat fazla oluyor. Kadına yönelik şiddet aynı zamanda intihar ve kendine zarar verme vakalarıyla da yakından bağlantılı. Eğer Weinstein ve O’Reilly skandalının ortaya çıkmasının olumlu bir tarafı varsa, o da ABD’de birçok kadının cinsel şiddetin yaygınlığının ortaya çıkmasına yardım etmesi ve bunun da üst düzey erkeklere, saldırganları serbest bırakarak kadınları sessizliğe iten toplumsal normlara karşı çıkılabildiğini göstermesi oldu.

Dünya Sağlık ÖrgütüB.M. ve ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı gibi insani örgütler toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin sadece kadınların sorunu olmadığını belirtiyor.  Sorunla etkin bir mücadele için erkekler ve erkek çocuklarla el ele çalışmak, cinsel şiddeti hoş gören ve teşvik eden zehirli erkeklik kültürüne karşı çıkmak gerekiyor.

Sonuç olarak, kadınların hakları insan haklarıdır ve cinsel şiddet herkesin çözmesi gereken bir sorundur. Cinsel şiddetin yüksek oranda yaşandığı toplumlarda, şiddet ve istikrarsızlığın yaygın olmaya devam edeceği bir gerçektir. Araştırmalar bir devletin barışçıl oluşunun en iyi göstergesinin, o ülkedeki kadınlara ne kadar olumlu yaklaşıldığı olduğunu gösteriyor.

Çeviri: Hanife Aliefendioğlu

Bu yazı 25 Ekim 2017 tarihinde The Conversation sitesinde yayınlanmıştır.

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here