Biz yürümeyi çok özledik, siz de özlemediniz mi?

Geçen yıldan bu yana o kadar çok şey yaşadık ki bu soru sorulduğunda belki birçoğumuzun aklına negatif şeyler geliyor. Aramıza mesafeler koyan, bir araya gelmemizi engellemeye var gücüyle çalışan devlet var. Bizi iki senedir yürütmeyen, saldıran polis var. Hande Kader ve Ahmet Yıldız’ın katillerini yakalamayan “adalet” var. Her gün kadınları ve lgbti+ları öldüren ataerki var. Sokakta el ele tutuşmak, sarılmak, öpüşmek istediğimizde bizi tedirgin eden hatta bazen alıkoyan nefret var.  Öyle kaygılı, öyle korkulu ve öyle yorgunuz ki aramızda asla aşamayacağımız uçurumlar var sanki, değil mi?

Tüm bunlara rağmen aramızda biz de varız. Aramızda koliler, gullüm, aşk, haz, orgazm var. Aramızda toplumun bedenimizde çizdiği sınırlara uyan uymayan ama her haliyle sevdiğimiz bedenlerimiz var. Aramızda dayanışmamız ve mücadelemiz var. Biz zaten her yerdeyiz. Biz her gün sokaktayız, okuldayız, işteyiz, barlardayız, kafelerdeyiz. Biz tüm bu uçurumlara rağmen bir arada olmaktan güç alıyoruz. Herkesi bir arada olmaya, hep birlikte aramızdakileri konuşmaya çağırıyoruz. Çünkü biz böyle ayakta kalabiliriz, böyle yaşayabiliriz.

Bu yıl İstanbul Onur Haftası, 25. kez aramızdakilere rağmen ve aramızdakilerle örgütlendi, bir araya geldi. 19 Haziran’dan başlayarak bir hafta boyunca etkinliklerimizde bir araya gelelim ve birbirimizden güç alarak cesaretlenelim. 25 Haziran Pazar günü de biz hâlâ buradayız demek için İstiklali gökkuşağının renklerine boyayalım. Biz yürümeyi çok özledik, siz de özlemediniz mi?

2017’de İstanbul Pride’da neler var?

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası her yıl gönüllülerin düzenlediği ve dayanışma içinde ücretsiz etkinliklerle gerçekleşiyor. Bu sene Antep, İzmir, Kocaeli ve Mersin’de yapılan Onur Haftası etkinliklerinin ardından heyecan ve mutlulukla İstanbul Onur Haftası da 25 Haziran günü yapılacak Onur Yürüyüşü ile son bulacak. Hafta boyunca etkinlikleri Pride İstanbul  hesabından ve İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası  sitesinden takip edebilirsiniz.

Fotoğraf: Ceren Saner http://cerensaner.com/tr/

Hormonlu Domates LGBTİ+ Fobi Ödül Töreni

23 Haziran günü yapılacak Hormonlu Domates LGBTİ+ Fobi Ödül Törenine kadar yılın homofobik, transfobik, bifobik kişi ve kurumlarına hormonlu domateslerinizi fırlatmak için oy vermeyi unutmayın! 

Haftanın programının tümü bir aradalık ve farkındalıklarımızı arttıracak güçlendirici etkinliklerle dolu lakin mutlaka gidin demek istediklerimiz de var!

Aseksüellik Sunumu

Çekim, yönelim, arzu gibi kavramların etrafında çeşitli yöntemlerle incelenen aseksüellik sunumuna “aseksüellik nedir, ne değildir” sorularına cevap bulmak ve önyargılarıları balonlarımızın içine doldurup havalara uçurmak için gitmekte fayda var. Aseksüelliğe dair kafanızdaki tüm soruların cevaplarını bulmak istiyorsanız kaçırmayın!

Çokeşlilik Atölyesi

Bize dayatılan tek tip tüm normatif kalıplara karşı sesimizi yükseltirken tüm ilişki biçimlerini kapsayan şekilde koli kesmek, tek eşli veya çok eşli olmak fark etmeksizin ihtimaller ve kavramlar üzerine, senaryolar üzerinden yapılacak çokeşlilik atölye çağrısı da ilgi çekici!

Güvenli Bölge – Korkmadan Sevişme Taktikleri atölyesi

Cinselliği korkmadan, güvenli biçimde yaşayabilmek ve cinsel sağlığımızı koruyabilmek adına “kadın kadına” ve “erkek erkeğe” doğru bildiğimiz tüm yanlışlara açıklama getirmeyi hedefleyen Güvenli Bölge – Korkmadan Sevişme Taktikleri atölyesi de Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı ve Kırmızı Kurdele İstanbul Derneği’nin uzmanları eşliğinde yapılacak.

KuirFest Arşiv-i Lubun Kısa Film Seçkisi

Pembe Hayat KuirFest işbirliğiyle; 8 mm ev filmlerinden, tanıdık olduğumuz film sahnelerine sesini ekleyip kendi tarihlerinin peşine düşenlere, çeşitli türden arşiv materyalini kolajlayıp yepyeni bir anlatı oluşturarak arşivin kendisini lubunyalaştıran farklı filmlerden oluşan KuirFest Arşiv-i Lubun Kısa Film Seçkisiyle hatırla(t)ma ve unut(tur)ma politikalarına da lubunca bir yanıt aranıyor.

LezBiDÜŞAĞIma

“DÜŞAĞImızı örüyoruz

Düş yanımıza

Düşlerden bir ağ gördük

Gel takıl ağımıza

Aramızda hayaller

Üstümüzde gökkuşağı.

LezBiDüş (İstanbul’da doğdu, 1 yaşında, doğduğundan beri şiir yazıyor.)”

diyerek ütopyalarla kuracakları dayanışma ağlarına çağrı yapan LezBiDüş ekibi de 24 Haziran Cumartesi günü Maçka’da düzenlenecek Onur Haftası Pikniği’nde LezBiDÜŞAĞIma etkinliğiyle heyecan ve merak uyandırıyor!

Aramızda ne var?

25. yıl özel tema başlığının çağrı metni “Paylaşmaktan, dayanışmaktan, bir arada olmaktan aldığımız güç var. Bizi incitmek için söylenen kelimelere sahip çıkan cesaretimiz, yılmadığımızın en büyük kanıtı; kentin en ücra sokaklarında yankılanan kahkahamız ve neşemiz var” diyor.

Türk Dil Kurumu, ‘İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık…’ olarak tanımlıyor ‘ara’ kelimesini. Peki ‘ara’ sadece ayırır mı iki şeyi, birleştirdiği yerler de yok mudur mesela? İnatla tutunduğumuz aşklarımız, ellerimiz, dokunuşumuz ve birbirimize duyduğumuz arzu var mesela aramızda. Aramızdaki tüm bu kötü, umutsuz görünen şeylere rağmen paylaşmaktan, dayanışmaktan, bir arada olmaktan aldığımız güç var. Bizi incitmek için söylenen kelimelere sahip çıkan cesaretimiz, yılmadığımızın en büyük kanıtı; kentin en ücra sokaklarında yankılanan kahkahamız ve neşemiz var. Farklı biçimlerde, farklı görünümlerde, farklı tatlarda, uzun, kısa, şişman, zayıf, güzel, çirkin, bazen tanımlayamadığımız, bazen de hiçbir tanımlamaya sığmayan, nefes alan, orgazm olan, yürüyen, yaşayan, var olan bedenlerimiz var. Bir ‘ara’dalığımız var, aynı ‘ara’yı paylaşmamız var.

O aynı ‘ara’da benzer baskılara uğramışlığımız da var. Önce derneklerimizi kapatmaya çalışan, son iki yıldır da yürüyüşümüze saldıran, bir araya gelmemizi istemeyen devlet var. Adaletle aramızda Hande Kader’in ve Ahmet Yıldız’ın katillerini yakalamayan cinsiyetçi, eril hukuk var. Emeğimiz ile aramızda ‘genel ahlak yasası’, patronlar ve pezevenkler var. Kent ile aramızda bizi gettolara hapseden, kenti şekillendiren bir iktidar; evlerimizi mahallelerimizi elimizden alan kentsel dönüşüm; sokaklar ile aramızda, yürüyüşlerimize saldırı çağrısı yapan, devletin ve adil olmayan hukukun açıkça desteklediği paramiliter gruplar var.

Bunların da ötesinde tüm toplumu tahammülsüzlüğe, kendisi gibi olmayanı kabul etmemeye sürükleyen büyük bir kutuplaşma var. Bu kültür artık öyle köklü, öyle güçlü, öyle yerleşik ki kendi dayanışma ağlarımıza da sızıyor, mücadele alanlarımıza etki ediyor. Aramızda, bizi böyle bölecek, uzaklaştıracak, öfkelendirecek ne var?

Bir arada durmanın her zamankinden daha hayati olduğu bu dönemde, bizi bölen ve bizi birleştiren şeyleri konuşmamız gerektiğini düşünüyoruz. Gördüğümüz tüm baskılara rağmen 25 yıldır burada, bu sokaklarda, bu ülkede, bu toplumda var olmamızı sağlayan, aramızda çok güzel şeyler var. İçinde bulunduğumuz umutsuzluğa, sürüklendiğimiz atalet haline direnmek için birbirimize tutunmayı öneriyoruz.

  1. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftamız kutlu olsun!

LGBTİ+ Açılımı:

Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks, Artı. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası geçtiğimiz yıl isminin sonuna “+” ifadesini ekledi. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komisyonu, geçtiğimiz yıllarda eklenen İnterseks harfinden sonra + (artı) işaretini “hareketimizde aslında gökkuşağı paletinin tüm kombinasyonlarının var olduğunu ve dışarıdan bakarak kimseye kimlik tayin edemeyeceğimiz bilincinin toplumsallaştırılmasını amaçlıyoruz” şeklinde açıklıyor.

Onur Haftası hakkında:

28 Haziran 1969 günü, New York’taki Stonewall Inn adlı barda eşcinsel ve trans bireyler uzun süredir kendilerine uygulanan baskı ve şiddete karşı ayaklanmış, baskına gelen polisi bara hapsetmiş, yapılan eylemler ve çatışmalar dört gün boyunca sokaklara yayılmıştı. LGBTİ+ mücadelenin dönüm noktalarından biri olan bu gün, dünyanın her yerinde Onur Haftası olarak kutlanıyor. Türkiye’de ise Onur Haftası ilk defa “Cinsel Özgürlük Haftası” adı altında, 1993 yılında kutlanmak istendi. Ancak valiliğin yasaklaması, yapılan gözaltılar ve yurtdışından gelen konukların sınır dışı edilmesi sonucu Onur Yürüyüşü gerçekleştirilemedi. Yasaklar karşısında hareketin talepleri ve aldığı toplumsal destek güçlendi ve ilk İstanbul Onur Yürüyüşü 2003’te, Onur Haftası gerçekleştirilmeye başlandıktan tam on yıl sonra yapıldı. O zaman ancak 20-30 kişiyle yapılan bu ilk yürüyüş, her yıl katlanarak büyüdü. 2013 yılında İstiklal’deki yürüyüşe 100.000 kişinin katıldığı ifade ediliyor. 2015 yılında ise 13. Onur Yürüyüşü beklenmedik şekilde polis tarafından engellendi. 2016 yılında da benzer bir polis müdahalesiyle karşılaşıldı, müdahaleye karşı gerek “dağılıyoruz” denerek basın açıklaması farklı yerlerde birçok kez okundu, onur yürüyüşü sokaklara yayıldı.

Hazırlayanlar: Dılşa Ritsa & Pınar Karabağ

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here