“Kadınlar Yerel Yönetimlerini Tartışıyor – Yerel yönetimlerimizi ve kayyumu anlatmaya geldik…” HDP Kadın Buluşması, 22 Ekim 2016, İstanbul.

g_kisanak_2

Kadın özgürlük mücadelesi açısından yerel yönetimler kilit bir önem taşıyor. Bize çok şey kazandırdı, çok şey yapma imkanı bulduk. Ben de kadın bir aktivist olarak kadın mücadelesinin ne kadar zorluklar içerisinde yürütüldüğünü biliyorum. Biz kadınlar bir toplantı yapmayı planlarken, bir broşür bastırmak istediğimizde, bir arkadaşımızı bir toplantıya yollamak için bilet almak istediğimizde mali imkanlarımız kısıtlıdır.

Şu anda yerel yönetimlerde sadece Kadın Politikaları Müdürlükleri’nde istihdam edilen kadınların sayısı ise yaklaşık 500 kadın. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kadın Politikaları Daire Başkanlığı’nda 65 kadın arkadaşımız çalışıyor. Bunların arasında psikologlar, sosyal çalışmacı olanlar, saha çalışması yürüten arkadaşlar ve eğitim çalışması yürüten arkadaşlarımız var. Bu muazzam bir güç aslında. Kadınların mücadelesinin toplumsallaştırılması ve ivme kazandırılması konusunda gerçekten inanılmaz bir imkan ve zemin anlamına geliyor bu.

Kayyumlarla; ilk icraatlarda bunu ortadan kaldırmak istiyorlar. Bunu gördük, görüyoruz. Yaptıkları ilk şey kadın çalışmalarını durdurmak oldu doğrusu. Biz son iki yıldır, yerel seçimden sonra gün yüzü görmedik dersek herhalde yalan olmaz. 2014’te seçimler yapıldı. Hemen arkasından biliyorsunuz Şengal’de IŞİD saldırısı oldu. Göç başladı. Arkasından Kobani saldırısı oldu. Geçen sene kentlerimiz, ilçelerimiz yıkıldı. Ancak bu kadar büyük çatışma ortamında, bu kadar büyük bir göç dalgasının karşılandığı bir ortamda bile kadın çalışmaları kendisini örgütledi.

Kısaca son iki yılda Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nde ne yaptık dersek; bunlardan en önemlisi ‘Alo Şiddet Hattı’nın kurulmasaydı. Çünkü biz sadece kent merkezlerinde değil 17 ilçede, iki yerleşim yerinde, 1000’den fazla köy ve mezrada çalışma yürüten bir belediyeyiz. Bunun için de kadınların kolay erişebileceği bir olanak yaratmamız gerekiyordu. 7/24 kesintisiz çalışan bir çağrı merkezi, ‘Alo Şiddet Hattı’ çok önemliydi. Böylece kırsal bölgelere, köylere de ulaşmış olduk. Kadınların şiddete maruz kaldıklarında hemen arayabilecekleri bir imkan yarattık. Bu hattın çok da faydasını gördük. Hatta aslında başımıza bütün bu dertler gelmeseydi biz ‘Alo Şiddet Hattı’nı Türkiye’nin her yerinden aranabilir merkezi bir çağrı sistemine dönüştürmeyi hedefliyorduk. Hâlâ da düşünüyoruz. Ancak bugün karşı karşıya kaldığımız koşullarda ancak Diyarbakır’la başa çıkabiliriz. Yine de bu hat Türkiye’nin dört bir yanından aranabilecek merkezi bir çağrı hattına dönüşebilir. Kadına şiddetle mücadele konusunda çalışan kadın kurumlarının ortak bir çağrı merkezine dönüşebilir. Bunun kadınlara ciddi bir katkısı olacağını düşünüyorum. Çünkü arkadaşlar biliyorlar illerdeki sığınaklarda yer bulma sorunu, güvenlik gerekçesiyle farklı kentlerdeki sığınaklara yerleştirme gereksinimi oluşabiliyor. Zaten sığınakların birbiriyle ilişkisi var. Bu nedenle ortak bir çağrı merkezi kadına yönelik şiddeti önlemekte çok ciddi rol oynayacaktır.

gultan1
Kadına yönelik şiddet çalışan arkadaşlar bilirler; şiddete maruz kalan kadının geçirdiği sığınak
öncesi bir dönem var. Bu dönem her zaman çok sancılı oluyor. Kadının sığınakta kalıp kalmayacağına karar vereceği; kimlik, sağlık vb. çeşitli ihtiyaçları varsa karşılanacağı; iyi geçmesi gereken sığınak öncesi bir süreç vardır. Kadın çalışması yürüten arkadaşlar genellikle bu dönemde şiddete maruz kalan kadını kendi evlerinde misafir ediyorlardı. Ancak bu hiç sağlıklı bir şey değildi. Hem kadınlar açısından hem de çalışan arkadaşlar açısından. Bunun için de biz kadınların geçici olarak kaldıkları bir ‘ilk adım istasyonu’ kurduk. Kadınlarla ilgili temel meselelerden biri kadın çalışmalarını kent merkezlerinden ilçelere kaydırmaktı. İlçelerde ve köylerde de bu çalışmaları yürütmek önemliydi. Bazı ilçelerde ilçe belediyelerimizin açtığı kadın merkezleri vardı. Ancak bazı ilçelerimizde yoktu. Olmayan ilçelerimize de Büyükşehir Belediyesi olarak biz açtık. Hani, Çermik ve Çüngüş’te kadın merkezi açtık. Gezici bir köy ekibi de kurarak köylerde de hem kadınlara yönelik farkındalık çalışması, toplumsal cinsiyet eğitimleri, kadın sağlığı eğitimleri yapmak hem de kadınların bir anlamda örgütlenmesinin de önünü açmak için yola koyulduk. Bu da başarıyla ilerledi.

Kadınların ekonomik hayata dahil edilmesi için olanakların nasıl yaratılacağı ve kadın dayanışmasının ekonomik alanda nasıl örgütleneceği ile ilgili de bir çalışma birimi kurduk. Kadın ekonomi birimindeki arkadaşlarımız, çok sayıda kooperatifin kuruluşuna destek verdiler, öncülük ettiler, yol yordam gösterdiler. Kadın ekonomisiyle ilgili önemle yürüyen bir diğer çalışma mevsimlik tarım işçilerine yönelik yürütüldü. Tarımsal becerisi olan ve bu konuda imkanları olan arkadaşlarımız için kent bostanları kurduk. Çınar, Bismil, Sur, Kayapınar, Bağlar’da ve birçok yerde kadınların üretim yaptığı kent bostanları kuruldu. Bunlar aslında mevsimlik kadın işçiliğini önlemeye yönelik çalışmaydı. Çünkü mevsimlik kadın işçiler gittikleri her yerde ayrımcılığa ve hatta tacize uğruyorlardı. Çok zor koşullarda çalışıyorlardı. Geçen sene kentlerimizdeki yıkımdan dolayı zaten bir de iç göçümüz oldu. Bu iç göçten de mağdur olan, sıkıntı yaşayan kadınları çalışmalara kattık. Bu çalışma aynı zamanda ekonomik perspektif açısından da önemliydi. Kentleri tarımdan tamamen koparmamak önemliydi. Kentlerde çocuklar domatesin fabrikada üretildiğini falan zannediyorlar, domatesin bir tarla bitkisi olduğunu anlamadan yetişen çocuklar oluyor.

Neyse ben çok uzatmayacağım küçük bir şeyden daha bahsedeceğim. Mor bayrak uygulamasından. Kadın kurumlarından ve Belediye Kadın Politikaları’ndan bir grup kadın, kentteki iş yerlerini tek tek ziyaret ettiler. Kadın çalışan sayısının çokluğu, işyerindeki çalışma ortamının kadınlara uygunluğu, kadın emeğine değer verilmesi, kadınların kendilerini işyerinde rahat hissetmeleri gibi kriterlere göre 33 işyeri tespit edildi. Bu işyerlerine mor bayrak verildi. Son yaşadığımız krizlerde bu mor bayrakların bir kısmını geri almak zorunda kaldık. Çünkü ilk işten çıkartılan kadınlar oldu. Kadın çalışan sayısı azalınca da biz de mor bayrakların bir kısmını geri aldık. Bekliyoruz; yeniden kadın çalışan sayısı artarsa, biz de mor bayrakları yeniden vereceğiz. Biz aslında bu mor bayrak uygulamasının bu kadar etkin sonuçlar vereceğini fark etmemiştik başlangıçta. Biz işyerlerinde kadın çalışan alımını ve kadınların kamusal mekanları rahat kullanmalarını teşvik etmek için düşünmüştük. Ama sonra baktık ki mor bayrak sahibi olmak önemseniyor. Böylece kentte toplamda bir kadın farkındalığı oluşuyor.

gultan3Bizim eskiden beri sürdürdüğümüz kimi çalışmalar vardı biliyorsunuz… Çamaşır evi, tandır evi, çocuk oyun odaları… Bunların hepsinin sayısını, özellikle de çocuk oyun odalarının sayısını hızla artırdık. İki tane büyük kreş kurduk. Üçüncüsü de yolda kurulmak üzere. Bu kreşleri aynı zamanda sosyal etkileşim alanı olarak düşündük. Yoksul mahallelerde yaşayan ailelerin çocuklarıyla, orta sınıf diyebileceğimiz ailelerin çocuklarının birlikte kullandığı mekanlar oldu bu kreşler. Birbirlerini tanımaları ve birbirlerini ötekileştirmemeleri konusunda çocukları güçlendirme işlevi de gördü. Kreş ortamı çocukların anadillerinin gelişmesi için de önemliydi. Ama tabii ki kreşler en çok kadınlar açısından önemliydi. Çocuklarını akşama kadar bırakabilecekleri bir yer olduğu için kadınlar daha fazla sokağa, daha fazla işe, etkinliğe gitme imkanı buldular.

Son bir yıl içindeki baskı ortamında kadın çalışmaları da sekteye uğradı. Kayyum atanmasından önce de vardı bu.

Mesela Kayapınar ilçesinin kadın sığınağına ilişkin başvurusuna bir yıldır bütün evrakları tamam olmasına rağmen bakanlık izin hâlâ vermedi. İlk adım istasyonunu ucu ucuna kurtardık. Çünkü 7 Haziran’dan önceydi. 7 Haziran’dan sonra her şey her bozuldu.

Kadına şiddetle ilgili çalışan arkadaşlar bilirler. Çalışmaları yürütürken resmi kurumlarla ilişki kurmaya mecbursun. Çünkü rapor almak gerekiyor, kimlik çıkarmak gerekiyor. Bunun gibi karakol, adliye, yani merkezi hükümetin bazı kurumları ile beraber çalışmak çalışman gereken durumlar var. Son bir yıldır bu konuda ciddi derecede sorun çıkartıyorlar. Özellikle şiddet mağduru kadınların karakol başvurularını bize artık hiç yönlendirmiyorlar. Daha önce yönlendiriyorlardı. Bize başvuran kadınların rapor alma, kimlik çıkarma süreçleri de çok fazla sekteye uğruyor.

Sur ilçesi Hasırlı’daki çamaşır evi, tandır evi yıkıldı. Yerle bir oldu. Yıkılmadan önce de birkaç kez polis basmış, çamaşır makinalarını kırmıştı.

Bir başka sekteye uğrayan çalışmamız da kadınlara meslek edinme ile ilgili yaptığımız çalışmalar. Daha önce Halk Eğitim ve Belediye arasında protokol anlaşması yapılmıştı. Bizim açtığımız kursları bitiren kadınlara Halk Eğitim’in ya da Milli Eğitim’in sertifika vermesi, onların iş bulmalarını kolaylaştıran bir durumdu; o nedenle işbirliği protokolleri imzalamıştık. Ancak son bir yıl içinde protokolleri de iptal ettiler. Belediye olarak artık biz sadece katılım belgesi verebiliyoruz, geçerli bir sertifika veremez duruma geldik.

Toplu sözleşmelerde eşine şiddet uygulayan erkeğe yönelik yaptırım içeren maddelerimiz var. Müfettişler bunu da soruşturma konusu yaptılar. Erkek şiddetinin, şiddet uygulayan erkeğin maaşından kesinti yapılmasının toplu sözleşme konusu olamayacağı ve bu maddenin çıkartılması gerektiği yönünde uyarıda bulundular. Biz bu maddeleri çıkarmadık. Dedik ki hukuki yollardan mahkeme kanalıyla bunu iptal ettirin. Sanırım mahkemeye başvurdular. Sonuçta sendika ile belediye arasındaki toplu sözleşmenin başka hiçbir bariyere takılmaması lazım. Karşılıklı rızaya dayanıyor sözleşme. Sendika bunu kabul ediyorsa sendika üyeleri de kabul ediyor demektir. Belediye de taahhüt ediyordur.

Bizim sözleşmelerde 8 Mart’ta ve 25 Kasım’da kadınlar idari izinli sayılıyorlar. Müfettişler bu maddelerin de iptalini istiyorlar. Yani aslında kayyum gelse de gelmese de zihniyet aynı. Toplamında kadınların bütün kazanımlarına yönelik bir saldırı dalgası var. Bizim de buna karşı topyekün bir kadın direnişi ortaya koymamızın zamanıdır diyorum.

Konuşma deşifresi: Filiz Karakuş

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here