Friend zone, kadınları, tıpkı “evet” deme haklarını kullandıkları için ayıplamakta kullanılan “yollu” tabiri gibi, “hayır” deme hakkını kullandıkları için ayıplamaya yarar. (Erkek saçmalıklarına dikkat çekme hakkını kullandıklarında da aynı görevi “orospu” görür.)

Sadece arkadaşız

“Friend zone”: Tatlı, duyarlı, kızıl saçlı bir delikanlı, mutsuz ve yapayalnız bir halde denizi izlerken, siz, yani sevdiği kadın, bir başkasıyla gününüzü gün ediyormuşsunuz hissi uyandıran, kolay ve hoş bir tabir. Oysa ki adamın tek istediği size en sevdiği indie grupların şarkılarından karışık listeler yapmak ve o çok sevdiği yazarın kitaplarının ilk basım ciltli versiyonlarından falan oluşan nadir koleksiyonunu göstermekti, ama HAYIR. Siz sadece arkadaş olmak istediniz (Ne kadar da sürtükçe). Penisini istemeksizin ona sadece yarenlik etmek istediniz.

Bu kavram kültürümüzde öyle bir kabul gördü ki, neredeyse hiç sorgulanmıyor. Erkeklere hitaben yazılmış rehber niteliğindeki yazılar hakkında basit bir tarama yaptığınızda friend zone’un muntazam olarak karşınıza çıktığını görürsünüz: friend zone’lanmaktan nasıl kaçınırsınız; friend zone’a alındığınızı nasıl anlarsınız; friend zone’landıysanız ne yapmalısınız. Sanki kimse bir an durup bu tabirin kadınlar için ne ifade ettiğini ya da bizi nasıl etkilediğini düşünmemiş gibi. Sanki kadınlar meselenin bir parçası değilmiş gibi.

İnsan arkadaşlarıyla fotokopi odasında öpüşür mü? IKEA’da el ele dolaşır mı? Duş alırken sevişir mi? Yeme beni!

Erkekler bu tabiri duygularını inciten kadınları açıkça utandırmak için kullanır. Friend zone, kadınları, tıpkı “evet” deme haklarını kullandıkları için ayıplamakta kullanılan “yollu” tabiri gibi, “hayır” deme hakkını kullandıkları için ayıplamaya yarar. (Erkek saçmalıklarına dikkat çekme hakkını kullandıklarında da aynı görevi “orospu” görür.)

Erkekler, Friend zone kavramını kullanarak, kadınların onlara bir şey borçlu olduğunu söyler. Bu tabir, bizlere, kendi hayatlarımız üzerinde tasarruf sahibi olmadığımızı ve bizim yerimize karar verilmesi gerektiğini ifade eder. Onlara cinsel ya da romantik ilişki borçluyuzdur çünkü bize nazik davranan o adama—her adama—bunun için müteşekkir olmamız gerekir. Nezaket asgari düzeydeyken bile. İnsaniyet namına sergilenmesi gereken alt sınırın gerekliliklerini sergilemiş olmanız ödüllendirilmenizi gerektirmez. Cinsiyetçi, ırkçı, sığ, bencil, istismarcı olmadığınızı sesli şekilde iddia etmeniz harika — ancak yapmadığınız hataların listesi için ya da zaten yapmanız gerekenleri yaptığınız için kazanacağınız bir beş yıldız falan yok.

Bir gün senin için yaptığım her şeyin değerini anlayacaksın

“Ben iyi bir adamım, öyle şeyler yapmam,” diyebilirsiniz. Tamam, peki yapan adamlara karşı duruyor musunuz? Yoksa sadece orada oturup ne kadar harika biri olduğunuzu mu düşünüyorsunuz?

Kadınlara sürekli olarak duygularının ve içgüdülerinin erkeklerinki kadar önemli olmadığı söylenir. İşyerinde birinin size asılmasından hoşlanmıyor musunuz? Peki o zaman adam nasıl sevgili bulacak? Bardaki tuhaf, yapışkan heriflerin tam sikmelik memelere sahip olduğunuzu söylemesinden hoşlanmıyor musunuz? Belki bir iltifatı nasıl karşılayacağınızı öğrenmeniz lazım! Reddedilmeyle nasıl başa çıkacağını öğrenememiş koca koca adamlardan “iltifat almayı öğrenmen lazım,” lafını bu kadar sık duymak epey gülünç. Bir kadın size sokaklarda yaşanan taciz ve saldırılar sebebiyle güvenliğinden endişe duyduğunu söylerken sizin tek endişeniz sokaktaki yabancılara asılamamak oluyorsa lanet önceliklerinizi bir tekrar gözden geçirelim. Şayet kadınların iltifatlarınızı kabul etmedikleri için deli falan olduklarını düşünüyorsanız, size asılan adama “hayır” demenizi takiben aynı adamın sizi öldürmekle tehdit etmesi gibi emsalsiz bir deneyim yaşamamışsınızdır.

“Arkadaş”! Saçmalık.

Genellikle bu olmayan “zone”da yer alan tutulmuş arkadaş bir romantik jestler yağmuru başlatır: Her sabah size minik “selam” mesajları gönderir, olduğunuz her etkinliğe katılır, Facebook’ta paylaştığınız her şeyi beğenir ve tüm arkadaşlarına sizden bahseder. Tatlı. Çekici. Zararsız. Çünkü o bilir ki siz birlikte olmak için yaratılmışsınız ve toplumun erkeklere öğrettiği bir şey varsa o da sabrın sonunun selamet olacağıdır. Tabii ki aynı şiddetli romantik jestleri bir kadın, kendisiyle ilgilenmediğini açıkça belirtmiş bir erkeğe yaptığında ise bu durum evrensel olarak ümitsiz ve acıklı kabul edilir. Sülük gibi yapışan kaçık kadın! Sapık!

Bir kadın “sonra” dediğinde, bunun anlamı “asla”dır.

Bir kadın ilgilenmediğini söylüyorsa, çözülmesi güç bir kodla falan konuşmuyordur. “Böyle iyiyim,” diyorsa bu gerçekten öyle iyi olduğu anlamına gelir. Tıpkı “hayır” dediğinde bunun aslında gizliden “evet” ya da “beni ikna edersen olur,” demek olmadığı gibi. Kadınların tam olarak kendilerini ifade edemediklerine inanmayı bırakın. Bir kadına sırf onu ilk siz gördünüz diye ya da olumlu yaklaşıyorsunuz diye ihtiyacı olan şeyin tam olarak kendiniz olduğunu iddia etmeyi bırakın.

Erkeklerin de kadınları friend zone’layabildikleri argümanı öne sürülürken evrensel bir gerçek göz ardı ediliyor: Kadınlar erkekleri “sikilebilir” ve “arkadaş” olmak üzere ikili bir seçenek olarak görmüyor. Kadınların kadınlarla, erkeklerle ve kendini ikisinden biriyle tanımlamayı reddedenlerle (genderqueer) gelişmiş, nüanslı, karmaşık, tamamlayıcı, coşkulu ilişkileri var. Doğal olarak erkeklerin de olabilir. Fakat friend zone’landığını iddia eden erkek, açık şekilde değerinizi içinize girmek isteyip istemediğine göre biçtiğini söylüyor.

Friend zone’lanan erkeklerin büyüyüp reddedilmeyi bir yetişkin gibi karşılamaya ihtiyaçları var. Çünkü aslında ‘friend zone’ diye bir şey yok.

Çeviren: Melek Yüce

Bu yazının orijinali 20 Mart 2017’de Vice’da yayımlanmıştır.

* Ç.N. Rıza kavramına taktığım bu dönem karşıma çıkması sebebiyle mi bilmiyorum ama bu yazıyı ufak tefek sıkıntılarına rağmen epey sevdim ve dilimize kazandırmaya karar verdim. “Friend zone”un Türkçe muadili var mı bilmiyorum—“kankalanmak” gibi zorlama bir şey yapmak istemedim ve “arkadaş olarak görmek” de bu nadide tabiri tam anlamıyla karşılamıyor.

Bu satırların, sevdiği kişi ona “kanka” diyince kalbine hançer yemiş gibi olup bir köşede içlice ağlayanlara hitaben kaleme alındığını düşünmüyorum. Bu sebeple, yazının bir kadın ile asgari düzeyde insanlığa dayanan her diyaloğunu, cinsel ilişki yatırımı olarak kuran, dolayısıyla mevzu direkt olarak ve tercihen hızla cinselliğe doğru ilerlemediğinde asabileşen, hadsizleşen, hainleşen erkeklere hitaben yazıldığına dikkat çekmek başlangıç için önemli.  

 

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here