Tüm kadınlar feminist olsa südyenleri atsak bi kenara çok güzel olurdu yahu

Rumuz: Südyen düşmanı

1968 feminist protesto/ Özgürlük çöp tenekesi

Kasım 1968'de ABD'de Atlantic City'de yapılan Miss Amerika Güzellik Yarışması töreninde feministler, kadınların cefa malzemeleri olarak yüksek topuklu ayakkabıları, sutyenleri, kemerleri, bigudileri, cımbızları "özgürlük" adını verdikleri çöp tenekesine fırlattılar.

Feminist Gündem paylaştı: 18 Mayıs 2017 Perşembe

 

Sevgili  Südyen düşmanı,

Belli ki dolup taşmış; havada uçuşan sütyenler, memelerimizin zapturapt altına alınmadığı bir dünya hayal etmişsin, e ne de iyi etmişsin 🙂

Kuşkusuz sütyen takmak-takmamak feministliğin ölçüsü ya da göstergesi olacak bir şey değil. Ama meme uçlarımızı saklamak zorunda kalmamız, türlü çeşitte sütyenlerle memelerimizin belirlenmiş estetik ölçülerine ve beden modası akımlarına uygun gözükmesi için uğraşmak zorunda bırakılmamızdan dert yanmak feminizmin tam da göbeğine düşen bir sorun alanı.

Sütyen takmamız için ergenliğimizden itibaren sunulan en temel argüman, sütyen takmazsak memelerimizin sarkacağı argümanı. Ancak bu argümanı sunan ve hatta benim gibi yiyen kimse “Yer çekiminin bedenlerimiz üzerindeki doğal etkisi neden kötü bir şey olsun ki?” diye sormuyor 🙂 Neyse ki Fransa, Besançon’daki Centre Hospitalier Universitaire’den spor hekimliği uzmanı Jean-Denis Rouillon memelerin tüm gün bir sütyen içine tıkıştırılmış halde durmasının tıbbi, psikolojik ya da anatomik hiçbir yararı olmadığını açıkladı da içime az biraz su serpildi.

Sütyen takmaya ikna olmamız için kullanılan bir diğer argüman da bedenlerimizde oynar çift başlı canavar taşıdığımız sanılmasın diye memelerimizin sallanmalarını engellememiz gerektiği idi. Fakat benim, birbirinden ayrı hareket edebilen iki memenin kalıp gibi durup, tüm göğüs derimizle birlikte yekpare biçimde aşağı-yukarı-sağa-sola sallanmalarının daha “normal” ve “iyi” durduğunu iddia edenlerin aklını alacak bir sorum var: Yürürken kollarımızı özel bir bandajla bağlayıp biri öne giderken diğeri arkaya gidecek şekilde değil de ikisi de aynı anda aynı yöne gidecek şekilde hareket etsem bunun da “normal” ve “iyi” olduğunu savunabilir misiniz?

Hah, işin bir de arzuları heteroseksizme hizmet edecek şekilde tutuşturma boyutu var. Dünyanın birçok yerinde meme uçlarının erkekleri tahrik eden, ağızlarını sulandıran, penisteki kan basıncının artmasına, gözlerin memeye kaymasına neden olan bir “şey” olduğuna ilişkin yaygın bir inanış var—bazı erkekler için gerçekten de öyledir belki. Buradan hareketle meme ucunu ne kadar saklarsan, ne kadar belirsizleştirirsen o kadar makbul oluyor. Ortaya çıkaracaksak da estetik olsun lütfen, öyle kenarlara yayılmış, aşağıya sarkmış, çok büyük veya çok küçük olmasın. Meme uçları diri ve belirgin olsun. Öyle değilse de meme pompaları, estetik cerrahi ne güne duruyor canım, değil mi!

1968 yılında Amerika Güzeli’nin (Miss America) seçimi sırasında radikal feministlerin düzenlediği protestodaki sütyen yakma eylemi de kadınların memelerinin zapt edilmesi gereken bir organ olarak görülmesine karşılık gelen bu itirazdan kaynaklanıyor. Yarışmanın yapıldığı alanın önünde feministler “Özgürlüğün çöp tenekesi” adını verdikleri bir çöp tenekesine topuklu pabuçlarını, nefes almamızı zorlaştıran korseleri, takma kirpikler ve sütyenleri atıp ateşe veriyorlar. O gün bu gün feministlerin sütyen takmadığı ve sütyen karşıtı olduğu efsanesi dilden dile dolaşıyor. Oysa bu eylem patriyarkanın kadınları sokmak istediği kalıplara karşı koca bir isyan! Eylem yeri güzellik yarışması olduğu için de ateşe verilenlerin arasında sütyen de kendine en önlerden yer buluyor tabi.

Memelerimizin sarkık-dik, ayrık-bitişik, büyük-küçük, füze-yaygın diye ayrımcılığa uğramasına da, sütyenin bir demir parmaklık gibi  memelerimizin üzerinde olmasının zorunlu tutulmasına da itiraz ediyoruz.

Yoksa canı isteyen sütyen takar, canı isteyen takmaz. Yeter ki zorbalık olmasın 🙂

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here