Louise Michel tüm yaşamını adadığı devrim mücadelesi içinde aynı zamanda erkekler tarafından ezilen kadınların eşitliği ve özgürlüğü mücadelesini de savundu, bu düşüncelerini Paris Komünü’nün ön saflarında dövüşerek de uygulamaya koymaya çalıştı.

Louise Michel 29 Mayıs 1830’da bir toprak sahibinin evlilik dışı çocuğu olarak Fransa’nın kuzeydoğusunda küçük bir köyde dünyaya geldi; annesi malikânede hizmetçilik yapan bir kadındı. Louise’i annesi ve baba tarafından dedesiyle nineleri büyüttü. Ona okuma ve doğa sevgisini dedesi aşıladı. Büyüdükçe eşitsizliklere ve haksızlıklara karşı öfkesi arttı. Dışarıdan sınavlara girerek öğretmen olan Louise Michel, kendini imparator ilan eden III. Napoleon’a bağlılık yemini etmeyi reddettiği için, kamu okullarında değil özel okullarda çalışabildi. Sosyal mücadelenin kızıştığı bir zamanda özgür olmak için evlenmeyi reddettiğini söyleyen Louise Michel’e göre, aşkı öldüren evlilik ilişkisinin ticari bir ilişkiden farkı yoktu.

14 Temmuz 1870’te Fransa ile Prusya arasında çıkan savaş, Fransa’nın yenilgisiyle sonuçlanmış ve Paris Prusyalılarca kuşatılmıştı. Louise Michel ilk kez bu tarihte, işgalci güçlere karşı mücadelede direndiği için tutuklandı. 18 Mart 1871’de Paris’te geçici hükümete karşı direniş başladı. 26 Mart’ta yapılan seçim devrimcilerin zaferiyle sonuçlandı ve halk iradesine dayalı Komün yönetimi kuruldu. Amaç sınıf karşıtlığını ortadan kaldıracak, toplumsal eşitlik temelinde bir düzen kurmaktı. Anarşist hareket içinde yer alan Louise Michel, aynı zamanda ezilen kadınların erkek zulmünden ve baskısından kurtulmaları için de mücadele etti. Kadın işçilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi için Kadınlar Birliği Merkez Komitesi’nin kurulmasına öncülük etti. Ona göre, değişmesi zorunlu olan ilk şey cinsler arasındaki ilişkinin niteliğiydi. “Erkeklerin de bu uğursuz toplumda çile çektiğini kabul ediyorum” diyordu: “Ama kadınların bedbahtlığı hiçbir şeyle mukayese edilemez. Sokakta maldır; mezardan farkı olmayan manastırlarda cehalet elini kolunu bağlar, kurallar onu bir makinenin dişlileri gibi kıstırarak, kalbini ve beynini un ufak eder. Evde ise sorumlulukları altında ezilir. Erkekler, kadınların durumunun değişmesine tahammül edemez. İşlerine ve unvanlarına el uzatılmasından tedirginlik duyarlar.”

Louise Michel, bu eğilimin devrimciler arasında da yaygın olduğuna dikkat çekiyor: “Toplantılarda, kadınların haklan söz konusu olduğunda, aydın erkeklerin eşitlik fikrini hararetle alkışladığını gözlemliyorum, ancak bizimle dayanışma içindeymiş gibi görünmelerine rağmen bu yüzeysel bir ilgiden öteye geçmiyor. Bu nedenle, kimseye yakarmadan kendi gücümüze güvenmeliyiz… Yaşlı dünya, kadınların eninde sonunda ‘Yeter artık!’ diyecekleri günden korkmalıdır. Böyle güçlü bir kişiliğe sahip kadınların geri basması söz konusu olamaz. Kuvvetlerinin kaynağı dirençleridir.”

Paris Komünü’nün ömrü ne yazık ki kısa sürdü, hükümet birlikleri 21 Mayıs’ta Paris’e girdi. Askerler şehrin içinde ilerlerken kadın, erkek, çocuk demeden önlerine kim çıktıysa katletti. Bir hafta süren kanlı çatışmaların sonunda 30 bin kişi hayatını kaybetti. 27 Mayıs’ta Paris düştü. Louise Michel, yargılandığı askeri mahkemede, eylemlerinin tümünün sorumluluğunu üstlendiğini belirterek savunma yerine, toplumsal devrimin önemini vurgulayan bir konuşma yaptı. Bir yıl hapis yattıktan sonra 1873’te Okyanus’un güneybatısında, Fransızların ceza kolonisi olarak kullandığı Yeni Kaledonya’ya sürgüne gönderildi. Adaların yerli halkı Kanaklar’ın 1878’deki başkaldırısına destek veren Louise Michel, 1880’de Komüncülere af çıkınca Fransa’ya döndü. Bundan kısa bir süre sonra işsizlerin protesto gösterilerine öncülük etti. Gösteriler ekmek fırınlarının yağmalanmasıyla sonuçlanınca halkı kışkırtmakla suçlanarak üç yıl hapse mahkûm oldu. Hapisten çıktıktan sonra mücadeleye kaldığı yerden devam eden Louise Michel, 9 Ocak 1905’te ölünceye kadar insanları sefaletten kurtaracağına ve onurlu bir hayata kavuşturacağına inandığı devrim için mücadele etti.

Beril Eyüboğlu’nun Mayıs 2001 tarihli (sayı 74) Pazartesi dergisinde yer alan yazısından kısaltılarak alınmıştır.

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here